BURSA SÖYLEM GAZETESİ -
$ DOLAR → Alış: 5,78 / Satış: 5,80
€ EURO → Alış: 6,69 / Satış: 6,72

Son Semavi Din Güncellenebilir mi?

Fahrettin BEŞLİ
Fahrettin BEŞLİ
  • 06.06.2018
  • 314 kez okundu

20 bin yıldır şuurlu yaşayan insanlık araya araya yaratıcısını son 5.000 yılda buldu.

Aradı çünkü tüm çaresizlikleri içinde ihtiyacı olanı isteyeceği bir hâkim makam olmalı diye hissetti.

Korkularımız; dualarımızda saklıdır. En tabii korkular bizi Tanrı’ya yöneltti.

Yıldızla, ayla, güneşle, ateşle başlayan serüven “Ata Ruhları”ndan “Gök Tanrı” ya ulaştı.

Memnun olduğunda teşekkür manasında şükredecek, zorda olduğunda dua ile talep edecek kutsal bir gücün gerekli olduğunu anladı.

Birde bu kısa yaşamın ardından; iyi yaptıkları iyi şeyler için mükâfat, kötü şeyler için de bir ceza olmak üzere cennet ve cehennem olduğunu öğrenmekle tüm hayatını düzene soktu.

Bilinen dinler tarihi; M.Ö. 3000 yılında Hindistan’ın kuzeyinde Krishna’nın doğumu ile Hinduizm’i başlangıç kabul ediyor. M.Ö. 2000 yılında Hz. İbrahim ile birlikte Semavi Dinler süreci başlıyor. M.Ö. 600 yılında İsrailoğullarının Hz. Musa önderliğinde kovulması Museviliği; M.S. 32 yılında Hz. İsa’nın ölümünün ardından Hıristiyanlık; M.S. 610 yılında Mekke’de Hz. Muhammed’in Peygamber oluşu ile de Müslümanlık bir din olarak insanlık arasında yaygınlaştı.

Bu süreç dinlerin ilahi bir kudretle güncellenmesi olarak da değerlendirilebilir. Kimileri mevcut dinleri değiştirmedi, kimileri de günün koşullarına gör bu daha uygun deyip yeni dinleri tercih etti.

Biz Türkler ise Ata Ruhlarına inanarak başladık, önce Şamanizm sonra da Gök Tanrı inancı ile en sonunda Allah’ı bulduk.

Bize öğretildi ve biz inanıyoruz ki İslam son Hak Din ve Hazreti Muhammet son Hak Peygamber.

Tam bu noktada doğruluğunu sorgulamadığımız bu tespite rağmen “14-15 asır öncesi hükümleriyle bugün uygulayamayacağı gerekçesi ile İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi” fikrini ortaya atarsanız kafalar karışır.

136 yıl önce Friedrich Nietzsche’nin “Tanrı öldü” dediğinde yarattığı kafa karışıklığının benzeri tekrarlanmış olur. Hala ne demek istediği üzerinde fikirler üretilen bu söylem, bir reddediş değil iyi niyetli farkettirmeye dönük bir uyarı idi aslında.

Bu günkü beyan da doğru anlaşılamaz ise niyete göre yorumlanıp sonuç çıkartılabilir.

Yanlış anlaşılarak başlayan süreç Namaza varana kadar her türlü detayı ile birlikte Tüm hükümleri sorgulatabilir. Her biri için de yeniden muhakeme yapmak çok güç olur.

Peygamberimizin ölümünden sonra eklenen her şey sorgulanabilir.

İslam’ı ve Müslümanları arındırmak gerek. Bu her kesimde kabul gören bir tespit hatta ihtiyaçtır.Safsatalar, hurafeler, eklemeler, uyduruklar ve benzer tümsafralar atılabilir.

İslam’ın anayasası Kur’an dır. Hükümleri değiştirilemez.

Tefsirler, mealler, görüşler,yorumlar vs… ise tıpkı yönetmelikler gibi yenilenebilir, günümüz koşullarına göre yeniden yapılandırılabilir.

Dinin topluma yansıması olan nizam ve ahlak olarak uzantılarına ve bağlarına dokunulabilir

Bunu dahi kimin yapacağı sorusu karşımıza çıkar. İslam’ın özüne ve aslına en yakın kim yada hangi kurum var ki bu düzenlemeleri yapacak?

Din inanç ve iman ferdidir ve öyle kalmalıdır. Toplum inançlı insanların bireysel doğrularının toplamı üzerinden değer kazanır. Toplumun ya bir kesimin bir milletin dini söz konusu olamaz. Bir toplumun tamamı bir dine mensup olabilir, güzel de olur, ama ekseriyetinin bir dine mensubiyeti de farklılıklar da yadırganacak şeyler değildir.Toplumun dini dediğinde toplumsal dini kurallar üzerinden zamanla aratacak baskı bireylerin inandıklarından soğuyarak uzaklaşmasına neden olacaktır.

Buradan hareketle Allah’la kul arasında ki bağa kul yeni bir düzenleme getiremez.

İslam’ın içindeki arızaların, hasarların, çarpıklıkların, istismara açık hususların neler olduğunu hepimiz net olarak biliyoruz. Ben, sen, gerçek ve samimi inanan herkes bunlar iltifat etmez, reddeder ve tanımazsa zaten arınma gerçekleşecektir.

Yeni nesil akıllı, görüyor, anlıyor, kavrıyor ve en önemlisi sorguluyor. O bizim gibi sormadan iman etmiyor. Dinimiz buna aykırı değil. Sorguladığında tereddüt yaşamadığı bir kitapla İslam değerlerini bırakmazsak işte o zaman haşa, gönüllerdeki “Allah Ölür.”

Mukaddes kitabımız bu dağınık düşüncelere karşılık olmak üzere verilecek cevabı Nahl Suresi 90. Ayettebir cümlede özetleyerek son noktayı koyuyor: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ