Anasayfa KÖŞE YAZILARI TÜRKMEN DAĞINDA DİPLOMASİ MUHAREBELERİ

TÜRKMEN DAĞINDA DİPLOMASİ MUHAREBELERİ

11 min read
TÜRKMEN DAĞINDA DİPLOMASİ MUHAREBELERİ için yorumlar kapalı
333

21nci yüzyılda insanlık tarihi boyunca süre gelen gelenek bozulmadı; savaşlar ve yeniden çizilen sınırlar…

Birbirinin tamamlayıcı diğer yarısı olan birinci ve ikinci dünya savaşları da siyasi haritaların daha geniş manada yeniden şekillenmesi ile sonuçlandı.

Ekonomik ve jeopolitik değeri keşfedilen her toprak parçası kendini güçlü hisseden devletlerin hedefi haline geliyor.

Hedefi ele geçirme yöntemleride geçen zamanda değişime uğradı.Eskiden göz konulan topraklara sefer düzenlenir, ele geçirilen bölgenin etinden sütünden istifade edilir idi.

Bu gün kılıcı çekip saldırmak yerine; siyasi ve sosyal virüsler bulaştırarak hedefin kendi içinde çürümesi ve diz çökmesi bekleniyor. Tıpkı “komodo ejderi” gibi. Avına küçük bir ısırık atarak zehirli salyanı bulaştır. Sonra göz önünde tut. Salyasındaki çoğu tehlikeli 50’den fazla çeşit bakteri harekete geçerek avının tüm sinir sitemini ve savunma sitemini yok etsin. Avın diz çökünce de yaklaş biçare avını afiyetle ye.

Nitekim ABiDevlet en son Irak’taki askerlerini çekmek suretiyle, bundan sonra kendi askerini riske ve sıkıntıya sokmayı terk ederek, çayın taşı ileçayın kuşunu vurmaya başladı.

GelgelelimBüyük Ortadoğu Projesinin kritik safha ve bölgesi olan Suriye’de hesaplar şaştı.

Ne güzel İŞİD diye bir kâbus türetilmiş, kurttan kaçan kuzular misali bölge halkı dünyanın büyük kurtarıcısı, tüm insanlığın kadim çobanı(!) ve onun saz arkadaşlarına sığınacaklardı.

Başlangıçtaki müttefiklerinin en hası olan Türkiye, kendi iç dinamiklerinin direnci yüzünden ayak sürüdü ve beklenen desteği sağlamadı. Buna sebep olanların cezalandırılması ve diğerlerine gözdağı verilmesi de bir işe yaramadı.

Avrupa’daki bazı rahat ülkelerde ayak direttiler. Halkları İŞİD’in bir dünya tehdidi olduğunu idrak edememişlerdi henüz.

O zaman her iki millete de bu geceki rüyalarına İŞİD kâbusunu eklersek, sabah kan ter içinde kalktıklarında koşa koşa bu kutsal projeye gereken desteği vereceklerdi.

Nitekim öyle oldu; faili meşhur toplu katliamlarla akıllar başa gelecek,(!)her iki devletinde desteği ile az sonra harekât başlayacaktı ki…Şimdi de Rusya, İran ve henüz yolda olan Çin çıktı karşılarına ve tüm hesaplar yeniden bozuldu.

Açıkçası ucu bize dokunmasa bu hesabı ve büyük projeyi bozuyorlar diye takdir dahi edebilirdim bu karşı hamleleri.Ama iş geldi dayandı ve bu ittifak bizim Türkmen kardeşlerimizi vurmaya başladı.

Suriye’yi devletinin vatandaşı olan tüm millet ve halkları rejim ve muhalifler arasında saflarını belirledi.

Kürtler gözlerine kestirdikleri bölgeye çöreklendiler. Projenin ihale şartnamesinde yer alan müstakil bir Kürdistan devletinin ucu göründü. ÖSO dedikleri kesimde,Suriye’nin yeni rejimindeki rol ve payları ile ilgili aldıkları taahhütlerebir adım daha yaklaştı.

Geriye Suriye’nin kuzey batısındaki bir avuç Türkmen kaldı.

Bu güne kadar ki çatışmalarda pek fazla sahneye çıkmadılar ve dikkate alınmadılar. Fakatgeldiğimiz noktada statüsü netleşmeyen son toprak parçası olan Bayırbucak Bölgesi üzerinde Suriye müttefikleri noktayı koymak istedi.

Suriye’nin Bayırbucak Türkmenleri beş gündür; Rusya’nın havadan ve denizden bombardımanı, Suriye birlikleri ile İran’ın desteklediği Hizbullah Şii milislerinin karadan saldırılarına maruz kalıyorlar. Muhtelif noktalara helikopterlerle indirilen birliklerinde katılımı ile muharebelerin şiddeti her geçen dakika artarak can kayıplarına ve onarılamaz büyük tahribata yol açıyor.

Saldırıya geçen güçlerin hedef gözetmeksizin vurdukları 27 Türkmen köyünün yer aldığı Türkmen Dağı civarında seksen binden fazla sivilin yaşamı tehdit altında.

Beş gündür süren çatışmalarda çok sayıda şehit ve yaralının olduğu, 18 köyünü boşaltan Bayırbucak Türkmenleri ellerindeki kısıtlı silah ve mühimmatla; kendilerine ağır silahlarla saldıran kuvvetlere karşı birden fazla cephede direniyor.

Bayırbucak bölgesinin ve bu bölgedeki Türkmenlerin Türkiye Cumhuriyeti için önemi çokça konuşuldu ve herkesin malumu.

Şimdi esas olan husus neyin, nasıl yapılacağının doğru belirlenmesidir.

Ellerindeki hafif silahlarla, çok ağır silahlarla saldıran kuvvetlere daha uzun süre dayanmaları mümkün görünmüyor.

Burada bölgedeki muharebelerdeki askeri başarı ve zaferden çok Türkiye’nin diplomasi başarısı ve zaferi çare üretebilir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, başta güvenli bölge oluşturulması olmak üzere bir dizi hamleleri var. Bölgede mücadele eden Türkmen birliklerine lojistik desteği verdiğini öğreniyoruz. Direkt müdahale edemediğinden bölgede silahlı mücadele veren diğer grupların Türkmenlere yardıma yöneltildiğini de duyuyoruz. Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO), denetimini ele geçirdiği Harcele köyü yakınlarındaki terör örgütü IŞİD’inkarargahına Türkmen bayrağı astığı haberi bu bilgileri teyit ediyor.

Şimdi devlet ve millet koordineli strateji geliştirmeli. Kamuoyu, sivil inisiyatiflerin ortaya koydukları refleks ve tepkilerle bir beklenti olgunlaştırmalı. Bu beklentinin kuvveti ile devlete istikamet ve cesaret vermeli. Devlet yaptıklarına ve yapacaklarına uluslararası diplomaside bu kamuoyu baskısını bir gerekçe olarak kullanabilmeli.

Velhasıl bu günkü kriz üçüncü dünya savaşının bitişiğimizde çıkmasına engel olabilmek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Türkmen Dağı üzerinden yapacağı diplomatik muharebelerle mümkün olabilir.

Zbigniew Brzezinski’nin dediği gibi dünya Büyük bir Satranç Tahtası. Yanlış hamle şahı piyona yedirirken, doğru hamle ile mat edemesen dahi hiç olmazsa pat edersin.

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

Bir Silkiniş Destanı KÖY ENSTİTÜLERİ-II

Neden Kuruldu? Köy Enstitüleri, yeni Türkiye Cumhuriyetinin; ihtiyacın ve çağın çok gerisi…