Anasayfa KÖŞE YAZILARI SURUÇ TUTMADI, ANKARA’YI DENEYELİM

SURUÇ TUTMADI, ANKARA’YI DENEYELİM

9 min read
SURUÇ TUTMADI, ANKARA’YI DENEYELİM için yorumlar kapalı
484

Dünkü hadise sadece bütün gündemi değil, tüm günlük yaşantımızı alt üst etti.

Rusya’nınOrtadoğu’dakiBOP’a ortak olmasını, Suriye’deki gelişmeleri, PKK’nın mutat kış öncesi silah bırakma çağrısını ve seçim süreci gündemlerini gölgede bıraktı.

Türk milletini bölemediği ve birbirine düşüremediği müddetçe emellerine ulaşamayacaklarını bilen odaklar, maşa kurbanları marifeti ile sınır tanımaz eylemler gerçekleştiriyorlar.

Bu gün itibarı ile her ne kadar resmi rakam 95 de olsa 100 ü çoktan geçtiğinden şüphemizin olmadığıölü sayısı iletek bir eylemde bilindik tüm limitlerin üzerinde can kaybına tanık olduk.

Ortadoğu’dakikaos dönemleri boyunca dahi bu derece büyük hacimli bir bombalı eylem duymadık.

Kendi tarihimizde, 1978 deki bir haftalık Kahramanmaraş olaylarında 150 can kaybı ve 1974 de üç hafta süren Kıbrıs Barış Harekatındaki498 şehit sayısı ile mukayese edildiğinde ne derece vahim bir tablo ile yüzleşmek zorunda olduğumuz ortaya çıkıyor.

Son yılların belası terörden bize düşen bölücü kısmın yaptığı silahlı eylemlerde; köy ve karakol baskınlarında ölü ve şehit sayısı 10 ve üzerine çıkınca tepkiler artardı. Sonraları 15lere ve 20lere ve hatta üzerine alışmaya başlamıştık. En son Şanlıurfa Suruç’ta 32 vatandaşımızı kaybettiğimizdepsikolojik sınırın buraya dayandığını kabul etmiştik.

Bu hadise ile psikolojik sınırmınır kalmadı.

Ortaya çıkan görüntüleri Ortadoğu kaynaklı haberlerde gördükçe içimiz acırdı. Şimdi bu bela bize musallat oldu. Resimlere yansıyan vahşete bakınca sanırsınız ki cehennemin kapısı açıldı da tüm caniler ve iblisler bu işi gerçekleştirmek için görevlendirildiler.

Mekân, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başkenti;hedef kitle ise barış demeye hazırlanan sivil toplum örgütleri ve masum sivil halk.

Hain ve korkak düşman Suruç’ta ulaşamadığı hedefine Ankara’da varmaya çalışıyor. Milletin üzerinde yarattıkları travma ile özellikle bir kesimi harekete geçirmeye çalışıyor.Daha çok sol görüşün hâkim olduğu profildeki bir kitleyi hedefe koyarak, o kesimde büyük bir reaksiyon meydana getirmeyi ve kendi stratejileri istikametinde bir çıktı sağlamayı umuyor.

Ama dünSuruç’ta olamadığı gibi Ankara’da da muvaffak olamadı. Bu katliamın sonuçları bunu planlayan ve uygulayanların bekledikleri gibi olmayacak ama toplumsal hafızaya yer edecek. Yarın müsebbipleri ortaya çıktığında mutlaka büyük bedelödeyecekler.

Herkes kim ve neden sorusunun cevabını arıyor. Kaktüse dikenleri gibi her bir uç başka tarafı işaret ediyor.

Suruç katliamı akşamı PKK büyük eylemlere başlamıştı. Acaba PKK’nın bir eylemimi? Kar yağmadan ve inine girip kış uykusuna yatmadan ilan edeceği ateşkes öncesindegündemde kalacak ve gelecek sezona kadar unutulmayacak bir acı hatıra mı bırakmak istedi?

Olayın seçime 20 gün kala meydana gelmesi de aranan gerekçenin başka bir boyutu. Etrafta çokça dillendirilen,“iktidar partisinin anket sonuçlarına bakarak muhtemel bir başarısızlıkla sonuçlanacak seçimleri yaptırmama gayreti”nin bir ayağı mı sorusu vicdani ölçülerimizin dışına taşıyor.

Şimdi de parmaklar İŞİD/DAEŞ’i işaret etmeye başladı. Önümüzdeki günlerde İŞİD bahane edilerek gerçekleştirilecek olan operasyonlar için kamuoyu mu oluşturuluyor acaba?

Canlı bomba eylemlerinin Ortadoğukültüründe başvurulan bir yöntemoluşu ve canice büyüklüğü,bizi bu ihtimal üzerinde daha fazla durmaya sevk ediyor.

Önümüzdeki günlerde Rusya, Çin ve İran müttefik bloku ile Amerika, Avrupa ve NATO güçlerinin oluşturduğukoalisyon kuvvetleri, kendi paylarını güvence altına almak hatta büyütmek için ortak düşmanımız İŞİD/DAEŞ i vururken hep birlikte alkış tutacağız.

Sisli, puslu ve barut dumanlı bir ortamda tokadın nereden geldiğini anlayamadan sürekli şamar yiyoruz. Ne dostumuzu ne de düşmanımızı ayırt edebiliyoruz.

ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı, Almanya Başbakanı devlet büyüklerimizi arayıp başsağlığı dilemiş. Ellerindekiistihbarat bilgilerini ve olanaklarını birleştirerek olayı beraberce aydınlatalımdemelerini tercih ederdim.

Meşhur “Baba” (Godfather) filminde Don VitoCorleone büyük oğlu öldürülünce; kimin yaptığını anlayamayan küçük oğlu Michael Corleone’ya “ilk kim gelip baş sağlığı diler ve barış için arabulucu gönderirse katil odur” katil odur demişti.

Katilin kim olduğunu biliyoruz da henüz gücümüz yetmediğinden anlamamazlıktan mı geliyoruz acaba?

 

 

 

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

Bir Silkiniş Destanı KÖY ENSTİTÜLERİ-II

Neden Kuruldu? Köy Enstitüleri, yeni Türkiye Cumhuriyetinin; ihtiyacın ve çağın çok gerisi…