
Bizi çok derinden etkilemeye devam eden bölgesel savaş…
Çeşitli bölgelerde kontrollü çatışma ve sınırlı savaşlar dönemi mi, yoksa üçüncü dünya savaşı için o kâbus kapı aralandı mı? Ekonomi savaşları mı?
Tartışmalar sürerken…
Yanıtı ne olacak sorusu, piyasaları allak bullak etti.
İsrail ile ABD, İran’ı yoğun ateş altına alırken Lübnan’a yönelik ağır bombardımanlarında da can kaybı artıyor.
Netanyahu yönetiminin hedefi Lübnan’ın güneyinde giriştiği işgali genişleterek Hizbullah’ın etkin olduğu bölgeleri yerle bir etmek gibi görünüyor. BM raporuna göre, savaş nedeniyle İran’da şu ana kadar yaklaşık 3.2 milyon kişi “geçici” olarak yerinden edildi.
Lübnan’da ise yaklaşık 700 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

İnsani krizin nitelik ve nicelik ağırlığı konusunda Washington liderliğinin ne anladığı konusu ise içi ürperten tuhaflıklarla dolu.
Buna son örneklerden biri, Hark Adası’na yaptığı saldırının adanın büyük bir kısmını “tamamen yerle bir ettiğini” söyleyen Trump’ın, burayı “sırf eğlence olsun” diye birkaç kez daha vurabileceklerini belirtmesi oldu!
Gerçi bu farklı “eğlence” anlayışının ipuçlarını dehşet hikâyelerinin merkezindeki “Epstein adası” nda ve Gazze kıyımında da görmüştük…
Savaşın daha da yayılma riski hâlâ güçlü.
Türkiye’nin çatışmanın içine çekilme yönündeki tüm girişimlere karşı uyanık olması gerekiyor. Türkiye’nin dış politikası, sınır güvenliği çelik gibi güçlü olmak zorunda.
Barış, kısa zamanda olmaz ise;
- Savaşın küresel dalgaları ülkemizdeki ekonomik krizi derinleştirir.
- Ekonomik krizin ağırlığı çoktandır yurttaşın belini bükmüştü…
- İktidar, her şeyi savaşa bağlama da mahir. Emeklinin, emekçinin gelirindeki erimeyi, şimdiki tablo üzerinden savaşa faturalandırmaya yönelik iktidar söylemlerinin inandırıcılığı pek yok.
Ama gerçekçi olalım, bu dalga bizi şimdi bulmadı.
İstanbul Planlama Ajansı ( İPA )’nın geçen hafta yayımlanan raporuna göre, İstanbulluların yüzde 50.5’i kredi kartı borcunun tamamını ödeyemiyor.
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’ne göre de Ocak 2026 itibarıyla bireysel kredi kullanan kişi sayısı önceki aya kıyasla 206 bin, Ocak 2025’e göre ise 1 milyon 966 bin artışla 43 milyon 848 bine çıktı.
Özetle:
Ülkemizde borçlular kervanı giderek büyümesi, pazarın ve market fiyatlarına ulaşılamaz durumu gelmesi; bizleri kara kara düşündürmeye başladı..
