Home GÜNCEL Hayat, Sadece Bir Sınav Mı?

Hayat, Sadece Bir Sınav Mı?

- Guncellenme Tarihi: 5 Şubat 2026 13:29
5 min read
0
0

Evet, sınav diyenleri duyar gibiyim.

Ama, Eğitim ve Öğretim de değil…

NEDEN?

Bu gün: Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var:

Müfredat kalınlaştıkça çocuklar zayıflıyor. Saatler uzadıkça ilgi dağılıyor, merak kısalıyor. Başarı hedefleri büyüdükçe öğrencinin dünyası daralıyor.

Okullarımızda her şey var: çizelgeler, kazanımlar, hedef davranışlar…

Ama nedense en temel şeye yer yok: Öğrencinin kendisine.

  • Başarı, sınav, müfredat, hedef, kazanım

Öğrencinin sosyalleşmesini hiç düşünmüyoruz.

Müfredatlar kalınlaşıyor, ders saatleri uzuyor, beklentiler artıyor. Buna karşılık çocuklar sessizleşiyor; merakları, öğrenme hevesleri ve cesaretleri giderek törpüleniyor.

Okul, öğrenilen bir yer olmaktan çok, vakit geçirilen yer, dayanılan bir mekâna dönüşüyor. Çünkü biz kurduğumuz dayatma sisteminde geleceğimizi öğütüyoruz.

  • Saati dayatıyoruz,
  • Kalın müfredatı, Dersleri dayatıyoruz,
  • Beklentilerimizi, zamanında kendimizin ulaşamadığı hedefleri dayatıyoruz.

Maalesef; başarı kavramı neredeyse tamamen akademik çıktılara indirgenmiş durumda.

♥ Daha çok test çözen, daha az hata yapan, daha hızlı yetişen öğrenciler “başarılı” sayılıyor.

♥ Kaygı yaşayan, tükenen çocuklar istatistiklerde görünmüyor.

♥ Öğrencinin ruh durumunu ve psikolojik sağlamlığını sistemli biçimde dışarıda bırakıyor.

Ve geleceğimizi yorgun, hayalini ülke dışında aramak zorunda kalan, beyin-ruh dengesini sağlayamamış gençlere emanet ediyoruz.

Oysa Sosyal Medya izlenimi; İspanya 16, Finlandiya 13 yaşa indirdi. Ders saatleri 4-5 saat.

Ülkemizde: Günlük 7-8 saati bulan ders yükü, üzerine eklenen ödevler ve sınav baskısı, çocukların ve gençlerin insan olma haline neredeyse hiç alan bırakmıyor. Bu nedenle son yıllarda öğrencilerde kaygı bozukluğu, tükenmişlik, dikkat dağınıklığı, motivasyon kaybı ve akran zorbalığı ciddi şekilde arttı. Bastırılan merak, yarın düşünmeyen bir topluma dönüşür.

Unutmayalım!

► Türkiye’de eğitim üzerine konuşmaya çoğu zaman sayılarla başlıyoruz:

► Sınav puanları, başarı puanları, saatler, müfredat başlıkları…

Oysa asıl soruyu çoğu zaman pas geçiyoruz:

Bu sistemin merkezinde gerçekten öğrenci var mı?

Psikolojik olarak güvende olmayan bir öğrencinin akademik başarısı kalıcı olamaz. Psikolojik destek, akademik başarının alternatifi değil, önkoşuludur.

Bugün yok sayılan psikoloji, yarın umutsuzluk olarak karşımıza çıkar.

Eğitim, giderek bir insan yetiştirme sürecinden çok, bir yarış pistine dönüştü..

Bunun tesadüf olmadığını kabul etmek zorundayız.

Peki, çıkış yolu var mı? Evet.

Rehberlik – Psikolojik destek, eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir.

♥ Ders süreleri kısaltılmalı; daha nitelikli, düşünmeye alan açan bir yapı kurulmalıdır.

♥ Öğretmen, eğitimin asıl öznesi olarak yeniden güçlendirilmelidir. 

Ve en önemlisi, başarı tanımı değişmelidir.

Hayatta; başarı, yalnızca sınav kazanmak değildir!

Kendini ifade edebilen, soru soran, yanlış yapmaktan korkmayan öğrenci başarılıdır.

Load More Related Articles
  • Yastık Altı Madenler

    Dostum Trump, ABD’de Merkez Bankası’na şahin bir başkan atadı. Daha sıkı bir çizgiye döneb…
  • Gerçekle Yüzleşmek, Erdemliktir

    Sabah uyandınız! Rutin yaptığınız işleri hep tekrarlama ve hayatın olağan akışındasınız. “…
  • Dünya Vatandaşı Olmak!

    Stoacılık, Yunan düşünürü Kıbrıslı Zenon’un MÖ IV. yüzyılda kurduğu, doğaya uygun yaşamayı…
Load More By Ali Özdemir
Load More In GÜNCEL

Bir yanıt yazın

Benzer Haberler

Yastık Altı Madenler

Dostum Trump, ABD’de Merkez Bankası’na şahin bir başkan atadı. Daha sıkı bir çizgiye döneb…