Şiddet: Bir bireyin fiziksel, ruhsal veya ekonomik yönden zarar görmesine ya da acı çekmesine yol açan kaba kuvvet veya baskı uygulanmasıdır.
Şiddetin Türleri
- Fiziksel şiddet: Vurmak, itmek, yaralamak veya bedensel bütünlüğe zarar veren her türlü kaba güç kullanımı.
- Psikolojik/Sözel şiddet: Aşağılamak, hakaret etmek, tehdit etmek, bağırmak ve kişinin özgürlüğünü kısıtlamak.
- Cinsel şiddet: İstenmeyen cinsel davranışlara zorlama veya cinsel istismar.
- Ekonomik şiddet: Bir kişinin maddi kaynaklarını veya çalışmasını engellemek, parayla kontrol kurmak.
Şiddetin Özellikleri
- Kasıtlı bir tutum veya davranış biçimidir.
- Sadece fiziksel yaralanma değil, ruhsal çöküntü de yaratır.
- Haklı bir sebebi veya özrü olamaz.
Şiddet yalnızca tabanca, top, tüfek, bıçak ya da kaba kuvvet değildir.
Günümüzde Şiddetin Boyutlar:
Açlık, yoksulluk, aşağılamak, dışlamak, ayrımcılığı körüklemek, gençleri işsizliğe mahkûm etmek, umutsuzluk, hele hele umutsuzluğu normalleştirmek, belki de çocuklara ve gençlere uyguladığımız en büyük şiddettir.
Adaleti, yargıyı, siyasetin emrine vermek, ceza yöntemi olarak kullanmak; hak ve hukukta çifte standart, şiddettir.
Emekçinin, hak arayanın sesini duymamak şiddettir.
Gelir dağılımı arasındaki uçurumun giderek büyümesine aldırmamak, zengin ile yoksul arasındaki eşitsizliğin büyümesine göz yummak, ekonomik şiddeti benimsemek demektir.
Günümüzde şiddet yalnızca fiziksel bir eylem olmaktan çıkıp psikolojik, dijital ve toplumsal boyutlarıyla bireylerin ve Farklı Boyutlarıyla Şiddet toplumun ruh sağlığını, güven duygusunu ve geleceğe dair umutlarını derinden sarsmaktadır.
Pekala ne yapmalı;
♥ Üreterek normalleşmek.
♥ Şiddet ekmekten vaz geçip, dayanışmayı öne almak.
♥ Nefretin karşısına sevgiyi; haksızlığın yerine adaleti koyabiliriz.
♥ İtaatin karşısına sorgulamayı,
♥ Korkunun karşısına cesareti,
♥ Cehaletin karşısına bilimi,
♥ Ayrımcılığın karşısına eşitliği,
♥ Umutsuzluğun karşısına umudu koyarak başlayabiliriz.
Unutmayalım!
Çocuklara borcumuz var:
Onlara yalnızca nasıl bir dünya bıraktığımızı değil, nasıl bir dünyanın mümkün olduğunu da göstermek. Artık başka bir şey ekmenin zamanıdır.
Bu toplumun yetişkinleri biziz. Susarak, alışarak, görmezden gelerek “Bana dokunmayan yılan” diyerek, kimi zaman korkarak, kimi zaman yorularak bu düzenin sürmesine hepimiz bir biçimde tanıklık etmeye devam ederiz.


