Günümüz de yaşananlara bakıldığında ne görüyorsunuz?
Kimine göre bu siyasetçiler ne yapacak?”
Arkadaş ortamında; transferlerle “Siyaset turşusunu kuracaklar” cevabını verenler çoğunlukta…
Pekala; okuyan, araştıran ve ne yaşandığını bilen var mı?
Araştırmalar göre; 1984’te 13 yaşındaki çocukların yüzde 35’i her gün kitap okuyordu. 2023’te bu oran yüzde 14’e indi. “Hiç okumuyorum” diyenlerin oranı yüzde 8’den yüzde 31’e çıktı. 2024’te lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 32’si temel okuma seviyesinin bile altında kaldı.
Şimdi buna yapay zekâ da eklendi.
Gençler; daha az okumuyor; yazma işini de makineye bırakıyor.
Cümle kuruyor, siliyor, geri dönüyor, çelişkiyi görüyor, kanıt arıyor, kelime seçiyoruz.
Maalesef; Yazarken kendi düşüncemizle kavga ediyoruz. Zahmeti ortadan kaldırıyoruz.
Ama belki de zahmetle birlikte zihinsel egzersizi de bitiriyoruz. Araştıran, soran BEYNİ’ nin çalışmasını engelliyoruz.
Sosyal medyada bunun izlerini görüyorum. Okuyan, Araştıran ve Tarihsel gerçeklere değinen kişiler; bir satır yazıyorsunuz: “Vatan haini.”Başka bir konuda farklı düşünüyorsunuz: “Düşman.” Ya bizdensin ya onlardan. Arada gri alan yok.
Mısır, 7.000 ila 8.000 yıllık bir kökene dayan ve ayak duran devletlerden biri;
Mısır Kralı I. Ptolemaios: Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, hekimler, filozoflar getiriliyor; devlet onlardan tek bir şey istiyordu…
Düşünmelerini…
Kütüphanenin girişine şu cümleyi yazmışlardı: “Bilim sizi tanrıların gazabından kurtarır.”
Yazmışlar ve bugünün tarikat, cemaat, hurafe, zır cahillik ikliminden 2 bin 300 yıl önce söylenmiş bir cümle…
Hatta; Limana gelen gemilerde kitap varsa topluyor, kopyasını sahibine veriyor, aslını kütüphanede tutuyorlardı. Çünkü bilgi güçtü.
Şimdi aradan iki bin yıl geçti. Homeros, Shakespeare, Tolstoy, Darwin, İbni Sina, Dostoyevski… İnsanlığın yazılı mirası cebimizde. Kitapları kurtardık. Fakat okuru kaybediyoruz.
Amerika’da 236 bin kişinin 20 yıllık verileri incelendi. 2004’te her gün keyif için kitap, gazete ve dergi okuyanların oranı yüzde 28’di. Bugün yüzde 15’e düştü.
Peki kitap okumayı bıraktığımızda yalnızca hikâyeleri mi kaybediyoruz? Hayır.
Okuduğumuz tür değiştikçe beynimize yaptırdığımız iş de değişiyor. Her farklı roman türü beyinde farklı bölgeye egzersiz yaptırıyor.
Aşk romanı Aşk üzerine..
Edebiyat; bize insanın aynı anda iyiyi kötüyü, hem haklı hem haksız olabileceğini gösteriyor.
Polisiyede; yeni ipucuyla karşılaştırıyor, ihtimalleri eliyor, teori kuruyor ve problem çözme oyunu koyuyor. Alzheimer ve demans riskini azaltmada bire bir.
Bilimkurgu; hayatta daha çok risk alan daha atılgan bireyler oluyor.
Tarih kitabı ise “Neden?” diye soruyor. Tarih, neden-sonuç kurmayı, kaynak sorgulamayı, her anlatılana hemen inanmamayı öğretiyor.
İşin en önemli kısmı ise çocuklukta başlıyor.
Bugün dünyanın bütün kitapları cebimizde.
Ama onları okuyan ve beynini geliştiren azaldı.


