Geçen yıllarda; Japonya’daki G8 zirvesinde ülke liderleri, ekmek bulamayıp pasta yiyerek, sıcak soğanlı turtasına yumulup, yengeç çorbasından hüpürdeterek yükselen gıda fiyatlarını tartışmışlardı.
Ülkemizde ise; benim bildiğim hali:
“Tok, açın halinden anlamaz “ olduğu atasözü var.
Yani; varlıklı olanlar, yoksulların ne büyük geçim sıkıntısı içinde bulunduklarını bilmezler.
Böyle gelmiş böyle gider anlamına gelir.
Hepimiz izliyoruz. Her yerde eylem var.
Maden işçileri emeklerinin karşılığı ödenmediği için günlerce eylem yaptı.
Öğretmenler haklarının peşinde seslerini yükseltti.
“Emekliyim, geçinemiyorum” diyenler de vardı.
Açlık grevleri art arda geldi.
Dayak yediler, örselendiler, başımızın üstünde taşımamız gerekenlere tomalarla müdahale edildi.
Ancak insanların bir başkasıyla dayanışacak hali de kalmadı artık.
Kimse kendinden başka birine yetişecek durumda değil.
Bir yanda çuvalla para götüren ponziciler, dolandırıcılar, üçkağıtçılar, lüks otomobiller, milyon dolarlık yatlarla sefa sürenler, milyon dolarlık düğün yapanlar ve son anda fondan büyük para kazanan siyasetçiler…
Diğer tarafta okuyabilmek için bir kaç işte çalışan Gençler…
Gençler aç.
Okula giderken Metroda bayılan, turnikenin önünde parası olmadığı için gözüne kestirdiği bir yolcudan “Benim için de basar mısın” diye yardım isteyenleri gördü bu gözler.
Analar, babalar aç.
Emekli aç.
Kim tok peki?
Vanlı Kara Haydar…
İsmini sayamayacağım kadar foncu ve onun uzantıları…
Onlar iyi yaşasın diye aç bu toplum.
Onlardan çaldıklarıyla servetlerine servet katıyor, lüks içinde yaşıyor, utanmadan gösterişin her türünü sergiliyorlar.
Ne diyelim, gözleri doysun!


