Home GÜNCEL Mustafa Bozbey’in Mahkemede Yaptığı Savunma Ortaya Çıktı

Mustafa Bozbey’in Mahkemede Yaptığı Savunma Ortaya Çıktı

- Guncellenme Tarihi: 20 Temmuz 2026 18:00
27 min read
0
0

Bursa’da 63 sanığın yargılandığı davada Mustafa Bozbey hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Bozbey, iddianamedeki para hareketleri ve vakıf-şirket ilişkilerinin yasal olduğunu, örgüt, rüşvet ve usulsüzlük iddialarını husumet ve iftiradan ibaret olduğunu savundu.

Bursa‘da, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “rüşvet”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “imar kirliliğine neden olma” suçlamalarıyla aralarında Mustafa Bozbey‘in de bulunduğu 63 sanığın yargılandığı davada duruşma görülmeye devam ediyor. Mahkeme salonunda savunmasını yapan Bozbey, hakkındaki suçlamalara yanıt verdi. İddianamede yer alan para hareketleri, vakıf ve şirket ilişkileri ile rüşvet ve örgüt suçlamalarına tek tek yanıt veren Bozbey, iddiaların “iftira, dedikodu ve suç oluşturma çabasından ibaret olduğunu” savundu. Ayrıca bazı müştekilerin beyanlarının kişisel husumetten kaynaklandığını öne sürdü.

BOZBEY’DEN VAKIF VE ŞİRKET DOSYALARINA CEVAP

Bozbey, “Şimdi vakıf ve şirketlerle ilgili durumu açıklamak istiyorum. Nilvak, ailemizin mal varlığını ve bağışlarını yöneten bir vakıftır. Vakfın kuruluş amacını savunmamın önceki bölümünde de anlattım. Nilvak’ın temel amacı; Nilüfer’de eğitim gören öğrencilere, ihtiyaç sahibi vatandaşlara ve özellikle gençlere destek olmaktır. Vakfımız her beş yılda bir Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından denetlenmektedir. Yakın zamanda yapılan denetimlerde de faaliyetlerinin amacı doğrultusunda yürütüldüğü tespit edilmiştir. Vakfın gelirleri arttıkça ihtiyaç sahiplerine verilen destekler de artırılmıştır. Bu çalışmaları nedeniyle çeşitli kurumlar tarafından takdir belgeleri de verilmiştir. Nilvak bugüne kadar belediye personeline, çocuklarına, ihtiyaç sahibi Nilüferlilere ve çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlamıştır. Gelirlerini artırabilmek amacıyla da araba pazarı işletmeciliği, kreş işletmeciliği, rehabilitasyon merkezi işletmeciliği ve özel okul işletmeciliği gibi faaliyetlerde bulunmuştur. Bu faaliyetlerin yürütülebilmesi için de vakfa bağlı şirketler kurulmuştur. Çünkü ticari faaliyetlerin doğrudan vakıf üzerinden değil, vakfa bağlı şirketler aracılığıyla yürütülmesi hukuken gerekliydi. Bugüne kadar yaklaşık iki bin öğrenciye burs verilmiştir. Bazen gençler karşıma çıkıp, ‘Siz beni tanımazsınız ama Nilvak’tan aldığım burs sayesinde eğitimimi tamamladım ve bugün bu noktaya geldim.’ diyorlar.” şeklinde konuştu.

“ÜNİFER DERSHANECİLİK ŞİRKETİNİN TAMAMI NİLVAK’A AİT”

Bozbey, “Vakfın eğitim faaliyetlerini daha sağlıklı sürdürebilmesi amacıyla Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. ile Ünifer Dershanecilik A.Ş. kurulmuştur. Ünifer Dershanecilik Şirketi’nin hisselerinin tamamı Nilvak’a aittir. Bir taraftan araba pazarı işletmeciliği, diğer taraftan kreş ve özel okul işletmeciliği devam ederken, FİDE A.Ş.’ye ait arsa üzerine yeni bir okul yapılmasına karar verildi. Bu yatırımın gerçekleştirilebilmesi için banka kredisine ihtiyaç duyuldu. Kredi sürecinde bankanın, Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamında belirlediği bazı şartlar vardı. Bu şartlardan biri de inşaatın belirli bir yüklenici firma aracılığıyla yürütülmesiydi. Bu nedenle Muhkim Demirtaş’ın sahibi olduğu Serez A.Ş. ile sözleşme imzaladık. İş Bankası’ndan kullanılan kredi, bankanın talep ettiği şekilde doğrudan Serez A.Ş.’ye aktarıldı. Okul inşaatını gerçekleştirecek yüklenici firma Serez A.Ş. oldu. Serez A.Ş. de alt yüklenici olarak Ekrem Ünlü İnşaat ile sözleşme yaptı ve inşaat bu şekilde yürütüldü. Okulun Serez A.Ş. üzerinden yaptırılması, yatırımın daha düşük maliyetle tamamlanmasını sağladı.” ifadelerini kullandı.

SEDEN BOZBEY İDDİALARINA YANIT

“Doğal olarak FİDE A.Ş. ile Serez A.Ş. arasında cari hesap ilişkisi oluştu. Çünkü krediyi kullanan şirket FİDE A.Ş.’ydi, inşaatı yaptıran ise FİDE A.Ş. adına hareket eden yüklenici Serez A.Ş.’ydi. Muhasebe kayıtlarının tutulması konusunda muhasebecimizin önerisi üzerine işlemler eşim Seden Bozbey üzerinden yürütüldü. Bu uygulamanın hukuki açıdan herhangi bir sakınca doğurup doğurmayacağını avukatımıza da sorduk. Kendisi bunun kayıt altına alınabilir ve ispatlanabilir bir işlem olduğunu ifade etti. Biz de bu doğrultuda hareket ettik. FİDE A.Ş. adına gelen paralar eşim Seden Bozbey’in hesabına geçti ancak tamamı yine FİDE A.Ş. adına kullanıldı. Bu hesaplardan personel maaşları ödendi, SGK primleri yatırıldı, vergiler ödendi ve şirketin tüm faaliyet giderleri karşılandı. Bütün bu işlemler resmi muhasebe kayıtlarında yer almaktadır.”

“ÖRGÜT YÖNETİCİSİ İDDİALARINI KABUL ETMİYORUM”

“Ben örgüt suçlamasını da, suç örgütü yöneticisi ya da üyesi olduğum yönündeki bütün iddiaları da kesinlikle kabul etmiyorum. Bu suçlamalar vicdanımı derinden yaralamaktadır, böyle bir şey hiç yaşanmadı. Bu nedenle hakkımdaki örgüt suçlamasını bir insan olarak da, vicdanen de kabul etmiyorum.”

“BU GÖREVLENDİRMENİN BUGÜN ‘ÖRGÜT YAPILANMASI’ GİBİ GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILMASI HUKUKEN DE VİCDANEN DE KABUL EDİLEMEZ”

Bozbey, “5393 sayılı Belediye Kanunu’nun belediye başkanına verdiği yetkiye dayanarak, memur başkan yardımcılarının yanında belediye meclisi üyeleri arasından başkan yardımcıları görevlendirme hakkımız bulunmaktadır. Bu kapsamda üç belediye meclis üyesini başkan yardımcısı olarak görevlendirdik. Bunlardan biri de Sayın Turgay Erdem’di. Meslek odasında yöneticilik yapmış, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanlığı görevinde bulunmuş, teknik konulara hâkim ve önceki dönemde de belediye başkan yardımcılığı yapmış tecrübeli bir isimdi. Dolayısıyla yeniden görevlendirilmesi son derece doğal bir idari tasarruftu. Üstelik bu görevlendirme benim tek başıma verdiğim bir karar değildir. Belediye Kanunu’nun öngördüğü usul çerçevesinde belediye meclisinin onayıyla gerçekleştirilmiştir. Görev süresi de yalnızca ilgili seçim dönemiyle sınırlıdır. Yeni seçim yapıldığında bütün bu görevlendirmeler kendiliğinden sona erer. Kanun bunu açıkça düzenlemektedir. Buna rağmen, 2009 yılında tamamen idari işleyişin sağlıklı yürütülmesi amacıyla yaptığımız bu görevlendirmenin bugün ‘örgüt yapılanması’ gibi gösterilmeye çalışılması hukuken de vicdanen de kabul edilemez. Koordinatör başkan yardımcılığı görevlendirmesinin amacı çok açıktı: Belediye başkan yardımcıları arasındaki koordinasyonu sağlamak. Koordinatör başkan yardımcılığı uygulaması tamamen bu ihtiyacı karşılamak amacıyla oluşturuldu. İddianamede ileri sürüldüğü gibi sadece imar işleriyle ilgili kurulmuş özel bir yapı hiçbir zaman söz konusu olmadı. Tam tersine, bu görevlendirme belediyenin bütün birimlerini kapsayan idari bir koordinasyon mekanizmasıydı. Bu gerçeğin göz ardı edilerek söz konusu yazının suç delili gibi değerlendirilmesini kabul etmem mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

“EMİN ADANUR İHALESİZ ŞEKİLDE İŞ TALEP ETTİ”

Bozbey, “Kardeşim ile Emin Adanur’un şirketi arasında görüşmeler yapıldı ve inşaatın yapımına ilişkin kat karşılığı sözleşme imzalandı. Bu sözleşmede hangi aşamada kaç dairenin satılabileceği açık şekilde düzenlenmişti. İnşaatın ilerleme seviyesine göre belirli oranlarda satış hakkı tanınıyordu. Ancak süreç içerisinde inşaat planlanan şekilde ilerlemedi. İmalatlarda eksiklikler ortaya çıktı. Teslim süreleri konusunda sorunlar yaşandı. Bu nedenle taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklar oluştu. O dönemde Emin Adanur beni birkaç kez telefonla aradı. Kardeşimle görüşmemi ve kendisine ilave daire satışı konusunda yardımcı olmamı istedi. Ben de yalnızca durumunu kardeşime ilettim. Bunun dışında hiçbir yönlendirmem ya da müdahalem olmadı. Sonrasında sözleşmeden kaynaklanan sorunlar daha da büyüdü. Kardeşim, sözleşmeye aykırı davranıldığını ve fazla satış yapıldığını ifade ederek duruma itiraz etti. Yaşanan bu süreç sonunda ailemizin önemli ölçüde maddi zarara uğradığını öğrendim. Buna rağmen Emin Adanur, projeyi tamamlamadığı halde farklı taleplerde bulunmaya devam etti. Biz bu talepleri kabul etmedik. Ben Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra da birkaç kez benimle görüşmek istedi. Kendisini kabul ettim. İlk görüşmemizde bana işlerinin kötü olduğunu, belediyeden iş almak istediğini söyledi. Ben de Büyükşehir Belediyesinin tüm ihalelerinin açık ve şeffaf şekilde yapıldığını, isteyen herkesin bu ihalelere katılabileceğini anlattım. Ancak o bana açıkça, ‘Ben öyle istemiyorum.’ dedi. İhalesiz şekilde iş verilmesini talep etti. Ben ise bunun mümkün olmadığını, bugüne kadar hiçbir kimseye ihalesiz iş vermediğimi ve vermeyeceğimi açık şekilde ifade ettim. Bir süre sonra Emin Adanur yeniden yanıma geldi. Ben bugüne kadar makamıma gelen hiç kimseyi geri çevirmemeye özen gösterdim. Bursa’da beni tanıyan herkes bunu bilir. Mümkün olduğu ölçüde herkesi dinlemeye çalışırım. Ancak bu ikinci görüşmede de aynı taleplerini yineledi. Daha önce de söylediğim gibi, belediyeden kendisine iş verilmesini istedi. Ben yine aynı cevabı verdim: Büyükşehir Belediyesinin tüm ihaleleri şeffaf ve herkese açıktır. İsteyen herkes yasal şartları yerine getirerek bu ihalelere katılabilir. Ancak ihalesiz bir şekilde herhangi bir iş verilmesi mümkün değildir. Bunu kendisine açık ve net bir şekilde ifade ettim. Bunun üzerine bana, ‘Bana iş verecek misin, vermeyecek misin?’ diye sordu. Ben de, ‘Senin istediğin şekilde bir iş vermem mümkün değil. Bugüne kadar nasıl hukuka uygun hareket ettiysem bundan sonra da aynı şekilde hareket edeceğim. İhalesiz iş vermem söz konusu olamaz.’ dedim. Bu cevabım üzerine bana öfkelenerek, ‘Tamam, bundan sonra sen göreceksin. Sana neler yapacağımı göreceksin.’ diyerek beni tehdit etti. Kapıyı sert bir şekilde çarpıp makamdan ayrıldı. O günden sonra kendisiyle bir daha hiçbir görüşmem olmadı. Ancak çok geçmeden sosyal medya üzerinden hakkımda gerçek dışı paylaşımlar yapmaya başladı. Ağır ithamlarda bulundu. Asılsız iddialar ortaya attı. Bu paylaşımların tamamı hakkında suç duyurusunda bulunduk.” dedi.

“MUHKİM DEMİRTAŞ’IN KURGU OLUŞTURMAYA ÇALIŞTIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Bozbey, “4 Ağustos 2025 tarihli inceleme raporunda da açıkça görüleceği üzere, söz konusu taşınmazla ilgili herhangi bir emsal artışı tespit edilmemiştir. İddia edilen dairenin hangi şartlarda satın alındığı konusunda gerekli açıklamaları da Serez A.Ş.’nin sahibi Muhkim Demirtaş yapacaktır. Ayrıca dikkat edilmesi gereken önemli bir husus daha vardır. Söz konusu ruhsat 4 Temmuz 2017 tarihinde alınmıştır. İddia konusu dairenin Serez A.Ş. tarafından satın alınması ise 6 Aralık 2017 tarihinde gerçekleşmiştir. Yani ruhsatın alınmasından yaklaşık altı ay sonra yapılan sıradan bir ticari satın alma işlemi, bugün rüşvet gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Ben bunu kabul etmiyorum. Ortada ruhsat verilmiş, süreç tamamlanmış, aradan aylar geçmiş ve daha sonra gerçekleşmiş ticari bir satın alma vardır. Hayatın olağan akışına uygun olan da budur. Bunun rüşvet olarak nitelendirilmesi hukuken de mantıken de mümkün değildir. Tamamen aramızda oluşan husumet nedeniyle, akrabam Muhkim Demirtaş üzerinden böyle bir kurgu oluşturulmaya çalışıldığını düşünüyorum.” dedi.

“EMİN ADANUR’UN İDDİALARI TAMAMEN HUSUMETTEN DOLAYI”

Bozbey, “İddianamenin 138 ve 139. sayfalarında yer alan birinci olaya ilişkin değerlendirmelerin ve hukuki nitelendirmelerin hiçbirini kabul etmiyorum. Burada yer verilen HTS kayıtları üzerinden de benimle çeşitli kişiler arasında bir irtibat kurulmaya çalışılmıştır. Telefonla görüşmüş olmak ya da aynı çevrede bulunmak tek başına suçun delili olamaz. Dosyada yer alan HTS kayıtlarının bu şekilde yorumlanmasını doğru bulmuyorum. Bu kayıtlar üzerinden suç oluşturulmaya çalışıldığını düşünüyorum. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Sayın Emin Adanur’un ortaya attığı iddiaların tamamı husumetten kaynaklanmaktadır. Hakkımda yaptığı her bir gerçek dışı paylaşım ve her bir iftira nedeniyle ayrı ayrı hukuki yollara başvurduk. Bundan sonra da başvurmaya devam edeceğiz.” dedi.

“HÜSEYİN ARSLAN’I TANIMIYORUM”

Bozbey, “İddianamede yer alan 19’uncu olaya değinmek istiyorum. Bu olayda da hakkımda tamamen gerçek dışı yeni bir iddiayla karşı karşıyayım. Adı geçen Hüseyin Arslan isimli kişiyi tanımıyorum. Kendisini ne sosyal hayatımdan ne de ticari hayatımdan tanırım. Bugün bana ‘kimdir’ diye sorsanız yine tanımadığımı söylerim. Sanıyorum 2023 yılının ilk aylarında telefon numarama ulaştı ve beni aradı. Kendisiyle ilk ve tek görüşmemiz de bu telefon konuşmasıdır. Görüşme sırasında bir iş merkezi ve bazı dükkânlarla ilgili konuları anlatmaya çalıştı. Hatta uzun yıllardır tanıdığım Mehmet Ziya Arslan’ın yeğeni olduğunu söyledi. Ben de kendisine açıkça, sözünü ettiği dükkânlarla hiçbir ilgimin olmadığını, bu taşınmazların nasıl alınıp satıldığı konusunda herhangi bir bilgim bulunmadığını ifade ettim. Konuşmanın devamında üslubu sertleşti. Beni tehdit etmeye varan ifadeler kullanmaya başladı. Ben de bu şekilde konuşmaya devam etmesi halinde hakkında suç duyurusunda bulunacağımı söyledim ve telefon görüşmesini sonlandırdım. Daha sonra çevremden öğrendiğim kadarıyla, bu kişinin kendi ailesi içerisinde de ciddi sorunlar yaşadığı, hatta çeşitli adli olaylara karıştığı ifade edildi.” dedi.

Bozbey’in hakim karşındaki savunması sürüyor.

Kaynak: bursadabugun.com

Load More Related Articles
Load More By admin
Load More In GÜNCEL

Bir yanıt yazın

Benzer Haberler

İşte Mustafa Bozbey’in Son Hali!

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 63 sanıklı davada savunmasını tamamlayan Mu…