
Hayatta insanın verdiği birçok önemli karar vardır.
Belirli yaşa gelince;
♥Tahsili yapmak ve Mesleğini seçmek,
♥İşini ve Eşini seçmek,
♥Mal ve mülk edinmek,
Ve dostlarını belirlemek…
Bu arada insanoğlu yaşadığı süreç de dışardan BİLGİ almaya devam eder.
Bazen bu aldığı bilgiler tamda doğru değildir.
İnsan; kendini yani vücudunu çok iyi tanımalı!
Kilo almamak için her yediğine dikkat eder. Her şey ona göre doğrudur.
Ama yıllarca bize “az az, sık sık yiyin” denildi.
Sabah kahvaltısı, sonrasında kahve yanında küçük bir atıştırmalık, öğle yemeği, akşamüzeri tatlı ya da tuzlu, akşam yemeği ve gece televizyon karşısında abur cubur yer…
Bu döngü, sağlıklı yaşamın altın kuralı gibi pazarlandı.
Ancak bugün Tıp literatürü, hücresel yaşlanma tartışmalarında ezber bozan bir gerçeği haykırıyor…
Vücudun sadece yemeğe değil, yemediği zamana da hayati bir ihtiyacı var.
Mide her yenilen şeye müdahale eder. Sindirim mekanizmasını baştan aşağı başlatır.
Mide asidi salgılanır, safra devreye girer, bağırsaklar çalışır, kan şekeri ve insülin yükselir. Vücut, “Dışarıdan enerji geldi, işimi gücümü bırakıp bunu işleyeceğim” der.
Sistem hiç ara veremez. İnsülin düşmeden yeniden yükselir. Hücreler enerji üretir ama kendi içindeki eski parçaları, hasarlı proteinleri ve hücresel atıkları temizlemeye fırsat bulamaz.
O yüzden yeni tartışma şu:
Biz çok yediğimiz için mi yaşlanıyoruz, yoksa vücudu hiç boş bırakmadığımız için mi?
İşte tam bu noktada karşımıza “Otofaji” (kendini yeme) kavramı ortaya çıkıyor.
Otofajiyi, hücrenin kendi çöpünü toplama sistemi gibi düşünebiliriz.
BİR ÖYKÜ
“Sabah namazında camiden dönerken yolda, bir ineği zorla bir arabaya yüklemeye çalışan bir gruba rastladım. İnek binmemekte direniyor, bir türlü binmiyordu arabaya.
Ben yaklaştım ve bir elimle ineğin alnını şöyle bir okşadım.
İnek sakinleşti ve direnmeyi bıraktı.
Adamlar ineği hemen arabaya bindirdiler.
Ben gururlandım ve kendi kendime;
“Sabah namazının kerameti işte” dedim.Eve geldiğimde annem ağlıyordu.
“Niye ağlıyorsun?” dedim.”İneğimizi çalmışlar!” dedi.
Eyvahhhhhh….İnek beni tanımıştı, ben ineği tanımamışım.”
İşte; vücutta da mantık aynıdır. Vücudumuzu çok iyi analiz etmeli!
Yemek aralığı uzadığında, içerideki onarım ve temizlik mekanizmaları devreye girer. Matematiksel simülasyonlar gösteriyor ki, aralıksız olarak günde 5-6 öğün beslenip ara öğünleri sık tuttuğunuzda, hücreler o atıkları dışarı atamadığı için hücre içi atık yükü sadece bir yıl içinde tam 3 katına çıkıyor. Bu sürekli yüksek insülin seviyeleri, hücresel yaşlanma hızınızı doğrudan tetikliyor…
