
Mahallemizin çok muhteremi; Yaşar amcamız, yıllar önce: “Artık yeter koalisyonlardan bıktık. Çayı, simidi düşünen birisi var.” Demiş.
İktidara bir defacık OY vermiş.
Şimdi yaşı 86. “Emeklilerin yarısından fazlası açlık sınırının altında, asgari yaşamlar ülkesi olduk. Elim kırılsaydı, hiç oy vermeseydim.” demekte haklı mı?

SGK Ekim 2025 verilerine göre SGK’dan aylık veya gelir alanların sayısı 16.9 milyon kişidir.
Üzülerek söylemeliyim ki; toplumun ekseriyeti her şeyin asgarisi ile yaşamaya başladı. Ücretin, emekli maaşının, barınmanın, yemenin, içmenin, gezmenin, eğlenmenin asgarisi…
DİSK-AR’ın Asgari Ücret Araştırması’na (2026) göre; çalışanların neredeyse yarıya yakını asgari ücret veya bu ücrete komşu ücret seviyesinde ya da altında ücret alıyor.
Asgari ücret, ortalama maaş olmaya başladı.
Takip edenler çok iyi bilirler:
SGK 2012 yılına kadar ortalama emekli aylığı verisini açıklıyordu.
Artık açıklamıyor.
Çünkü, bu verinin görülmesini birileri istemiyor.
Var olan veriyi niye gizliyorsunuz?
Anında yapılan, ertelenmeyen gerçekler:
►ÖTV zamlarının bir kısmı 6 ayda bir yapılmak üzere otomatiğe bağlanmıştır.
► En düşük emekli aylığı için sadece 1.062 lira, üst düzey bürokratların ikinci maaşları için ilave 149.890 lirayı hem de vergisiz olarak almalarına ilişkin düzenlemeyi bir çırpıda yapıveriyorlar.
Ne ala memleket değil mi?
Bürokrat maaşına ek huzur hakkını yani ikinci maaşını halk tabiriyle kılçıksız, net alacaktır.
Şimdi soruyorum siz değerli okuyucularıma adalet bunun neresinde?
Uygulanan programın uzaması artık tarafların sabrını iyice zorlamaya başladı.
Ne kadar inkar edilirse edilsin; sinirler iyice gerilmiş durumda.
Bu dengenin sürdürülebilirliği giderek zorlaşıyor.
Başımız açık, sinemiz püryan…
Emeklime kuru ekmek, bürokratıma büryan mı?..
