Home GÜNCEL Bu ateş üfleyerek sönmez..!

Bu ateş üfleyerek sönmez..!

10 min read
Bu ateş üfleyerek sönmez..! için yorumlar kapalı
0

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt iki gün sonra lütfetti, bir özür yayınladı. Aslında son cümlede özür kelimesi geçse de daha ziyade kendini kurtarma çabası diyebiliriz aslında.

Siyasetle mafyacılığın iç içe girdiği, ötesi gazetecilik adı altında mafyacılık oynayanların da bol olduğu bir süreçteyiz…

Demokrasi TDK’ya göre; siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi…

Hiç kimse kusura bakmasın, bu ülkede bazıları daha eşit..! Buradaki bazıları kavramını; para ve mevki sahibi olanlar diyerek biraz daha indirgeyebiliriz.

Ama bizim konumuz para sahibi olanlardan ziyade mevki sahibi olanlar… Enginyurt, Demokrat partisinin genel başkan yardımcısı olabilmiş ama, ne partisinin, ne demokrasinin, ne de bu ülkenin en elzem gereksinimi olan fikir – ifade – basın özgürlüğü kavramlarından hiç mi hiç nasibini almamış yazık ki..!

Siyasileri mitleştirmeyin..!

Hep söylüyorum, siyasette – rantta kalabilmenin yolu sayılan, birçok siyasetçinin pek bir bayıldığı dalkavuklar mitleştirdikleri siyasilerin psikolojilerini ne hale soktuklarının dahi farkında değiller. Koca koca, kelli felli, göbekli, kalın enseli adamlar dünyayı ben yarattım edasıyla ortalıkta dolaşıyorsa bu işte o dalkavuklar sayesindedir. Birileri azıcık eleştirdiğinde nevri döner bu tiplerin, sudan çıkmış balığa döner, bazen de şiddete dahi başvurabilirler şekil A’da görüldüğü gibi…

Oysa ki, siyasetçi dediğiniz kişi omuzda taşınmaz, o halkı omzunda taşımalıdır.

Siyasetçi yüceltilmez, zaten onun o mevkide bulunmasını sağlayan halktır, bundan gayrı yüceltme görevi onundur, bu görevi ifa etmede halka karşı sorumluluğu vardır.

Demokles’in kılıcı

Demokles’in kılıcı bu kez Enginyurt’un tepesine düşmüştür… Bu saatten sonra ne dilediği özrün, ne korumam yok demesinin, ne korumam değil dediği kişinin bir cinayet zanlısı çıkmasının çok da önemi yoktur, siyasi mevta olmak için kendi idam sehpasını kendisi yuvarlamıştır.

Bir de basın açısından bu duruma bakacak olursak gazetecilerin durumu içler acısı… Dalkavuk gazetecileri bir kenara bırakırsak mesleği hakkıyla yapmak isteyen hiçbir gazeteciye bu ülkede sahip çıkılmadığını görüyoruz. Örneğin sektörün önde gelen meslek örgütlerinden Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Basın Konseyi, Ankara Gazeteciler Cemiyeti gıkını dahi çıkarmadı. Neden yahu? İki satır kınama yazısı yayınlamak çok mu zor, yada azıcık adı fazla duyulmaya başlanan gazetecilere karşı bir gareziniz mi var, çekememek gibi, hor görmek gibi… Biliyorsunuz Bursa’da da durum aynı, ha keza Bursa’daki meslek örgütlerinden tık yok…

Meydan boş olsa, “ben de o gazeteciyi sevmezdim, iyi ki şiddete maruz kaldı” diyecekler var içinizde..!

Bursa’da gazeteci olmak..!

Bursa’da psikolojik şiddetin – baskının, iftiranın, tehdidin tillahını yaşayan gazetecilerden biri olarak (ki emin olun erkek olsam şimdiye kadar çoktan kafam gözüm kırılmıştı) tırnak içinde “gazetecilere” yapılan her türlü şiddeti kınıyorum.

Bu şehirde gazetecilik yapmanın ne denli zor olduğunu ispat niteliğinde birkaç yaşanmışlık paylaşmak istiyorum:

Siyasetçi yakınlarından aldığım bir tehdide yaptığım şikayet aylar sonra davaya dönüştü mesela…  Sonuçlanması da 4 yıl sürdü… Zor bela lehime sonuçlandı, çünkü tesadüfen tehdidin belgesi vardı.

Bir siyasetçiye çok yakınlığı ile bilinen birinin telefonla tehdidiyle ilgili yaptığım şikayet ne oldu belirsiz, Savcılıktan hiç haber yok…

Yine başka bir mesela; hakkında belgeleriyle yazdığım, iddiaların tümünü belgeyebildiğim bir siyasetçi gitti hakkımda şikayette bulundu, anında görüntü, savcılık kanalıyla ifadeye çağrıldım.

Şimdi buyurun siz gelin bu mesleği yapın..!

Siyasetçinin hukukta bile öncelikli olduğu çok aşikar…

Ki dikkatinizi çekerim;

İlk tehdit eden kişi CHP’linin yakını,

İkinci tehdit eden kişi Ak Partili,

Üçüncü şikayet eden siyasetçi yine CHP’li…

Ve fakat biz gazetecilik faaliyeti çerçevesinde bir şey yazdığımızda savcılıktan veya karakoldan aranmamız iki gün sürmüyor…!

Hani diyorsunuz ya adalet Ak Partililerden yana, Türkiye’yi bilmem ama Bursa’da kesinlikle değil… Bursa’daki AKEPE – CEHAPE ittifakı hukuka da yansımış durumda..!

Bursa’da her kanattan siyasetçinin ses yükseltmesi gereken konu bu iken aralarında konuşmaktan bile imtina edip, sessizliklerini istikrarlı bir şekilde koruyorlar.

Hangi taraf lehine yazsak, öbür tarafın yerden yere vurduğu biz gazeteciler bu durumdayız işte… Ne İsa memnun bizden, ne Musa… Adalet Tanrıçası Themis de gözlerini kapatan bandın altından kime bakacağını iyi biliyor…

Ama İlahi Adalet var…

Bugün Cemal Enginyurt’a hayatının hatasını yaptırarak tecelli eden İlahi Adalet elbet bir gün Bursa’da da yüzümüzü güldürecektir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Load More Related Articles
Load More By Semra NEJLA TEKE
Load More In GÜNCEL
Comments are closed.

Benzer Haberler

Umutsuz Alaçam Bakanlığı!

Faruk Çelik İçişleri Bakanı Bir haftadır Milli Gazete isimli yayında İçişleri Bakanı Süley…