Anasayfa GÜNCEL Dünya Vatandaşı Olabilmek İçin Yabancı Dil Şart!.

Dünya Vatandaşı Olabilmek İçin Yabancı Dil Şart!.

13 min read
Dünya Vatandaşı Olabilmek İçin Yabancı Dil Şart!. için yorumlar kapalı
71

Her bireyin yabancı dil öğrenme potansiyeli vardır. Küreselleşen dünyada bireylerin en az bir yabancı dili iyi bir şekilde bilmeleri ve kullanmaları büyük bir önem taşıyor. Hangi okul türü olursa olsun mezun olan tüm öğrenciler artık uluslararası iş arama ve iş yapma zorunluluğu içindedir. Öte yandan dünyadaki bilimsel gelişmeleri takip etmek, inovasyondan uzak durmamak ve dünya vatandaşı olabilmek de yabancı dil öğrenme zaruriyetini ortaya koyuyor.

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde görev yapan değerli Yabancı Dil öğretmenleri ve toplumun değişik katmanlarında bulunan pek çok insandan dil öğrenmeyle ilgili pek çok istek ve uğraşı gördüm. Son zamanlarda MEB’in Yabancı Dil öğretim sistemi, hep tartışılır durumda..

Neden öğretilemediği konusunda, en çok merak edilen ve sorulan sorular:

-Çocuklar en fazla kaç dili aynı anda edinebilirler?
Eskiden dil edinim sürecinde çocukların tek bir dil sistemine sahip olduğuna inanılırdı. Çocukların dil edinirken birden fazla dile maruz kalmalarının zararlı olup olmayacağı görüşüyle ilgili bir belirsizlik hakimdi.
Bu sistemin işleyişine göre; Türkçe-İngilizceyi aynı anda edinen bir çocuk için çevresinde duyduğu kelimelerin iki ayrı grupta değil de tek bir grupta bulunduğu farz edilirdi. Diğer bir deyişle, su, water, oyuncak, game vb. kelimeler tek dilli bir çocuğun geçirdiği süreç gibi olurdu ve tek grupta toplanırdı. Ancak bu alandaki son araştırmalar bize tam tersi bir durumu göstermektedir. İki dil sistemi olarak anılan bu yaklaşıma göre her iki dile de maruz kalan çocuklar, her iki dildeki kelimeleri ayırt edebilme ve bunların ne zaman kullanılmasını gerektiğine karar verebilmektedir. Diğer bir deyişle, iki dilli ortamda büyüyen bir çocuğun annesiyle İngilizce, babasıyla ise Almanca konuşması gerektiğini bilmesi iki dilli bir sistemin varlığını gösteriyor.

-Yabancı dil öğrenmenin ideal yaş aralığı var mıdır?
36 Aylık ve 8 Yaş aralığı, araştırmalara göre en ideal ikinci dil öğrenme yaşıdır.

-Dil öğrenmek yetenek işi midir?
Her ne kadar dil öğrenimi literatüründe dil yeteneği diye ifade edebileceğimiz bir kavram olsa da dil öğrenmenin yetenek işi olduğunu söylememiz mümkün değil. Başka bir deyişle, dil öğrenmeye bazı insanların yeteneği var ve onlar öğrenebilir, ama diğerlerinin yeteneği yok ve öğrenemezler diyemeyiz.
İki dil konuşanlara “bilingual“, üç dil konuşanlara “trilingual“, dört dil konuşanlara “quadrolingual“, beş altı veya daha fazla dil konuşanlara da “polyglot (poliglot)” denir.
Çok dil bilen kimseler yani polyglotların dil öğrenme stratejilerini inceleyen araştırmalarda ortaya koyulduğu üzere bazı insanlar dil öğrenmede daha başarılı olabilir. Böyle vakalar olsa da dil öğrenme yetenek kavramıyla tam anlamıyla özdeşleştirilebilecek bir olgu değildir. Herkesin bir yabancı dil öğrenme potansiyeli vardır. Asıl olan kendisine uygun yöntem ve stratejilerle bu süreci yönetebilmesidir. Bu iyi bilinmelidir.

-Yabancı dil öğrenmek için yurtdışında yaşamak şart mıdır?
Yurt dışında yaşamak, bireyin ortam içerisinde o dili zorunlu halde kullanmasından geçer. Ama ülkesinde, yabancı dili layıkıyla konuşan ve öğretim stratejisi çok yüksek olan dil bilimcileriyle de bunu başarabilir.

-Yabancı dil öğrenim sürecinde film ve dizilerin rolü nedir?
İnternette oyun, dizi ve filmlerin dil öğrenme sürecindeki rolünü çok büyüktür.
Dünyanın en popüler müzik gruplarından biri olarak kabul edilen BTS (Bangtan Boys), günümüz gençliğinin dinlemekten keyif aldığı K-pop kültürünün en önemli temsilcilerinden. Grubun Amerikalı televizyon programcısı Ellen DeGeneres’in ünlü programı The Ellen Show’a konuk olarak katıldığı bölümü izledim. Programın başında grup üyelerinden kendilerini tanıtmalarını isteyen DeGeneres, kendisini grup lideri olarak tanıtan RM’in İngilizcesinden öyle etkileniyor ki ona İngilizcesinin nasıl bu kadar iyi olduğunu soruyor. RM’in bu soruya verdiği cevap özellikle yabancı dil öğrenmek isteyen ve yaşları 15 ila 30 arasında değişen bireylerin en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Bu soruyu kendi İngilizce öğretmeninin ‘Friends’ isimli dizi olduğunu söyleyerek cevaplayan RM, çocukluğunda Koreli ailelerin çocuklarının Friends dizisini izlemelerini çok istediğini ekliyor. İngilizce öğrenirken de tüm bölümleri defalarca izleyerek çok eğlenceli bir öğrenme süreci geçirdiğini söylüyor. Biz yakından biliyoruz ki film ve diziler sayesinde dil öğrenme süreci çok keyifli bir hal alıyor.

-Hangi ülkeler yabancı dil eğitiminde başarılıdır?
Güney Kore, Japonya, Finlandiya,..

-Anlıyorum ama konuşamıyorum doğru mudur?”
Türkiye’deki dil eğitimine ilişkin çok ama çok duyduğumuz; “Anlıyorum ama konuşamıyorum” cümlesi. Bu cümlenin ilk kısmındaki anlıyorum ifadesinin en mantıklı açıklaması şudur. Yeterli miktarda dil girdisi almamıza rağmen henüz istendik düzeye ulaşamadığımızdan dolayı konuşamıyor olabiliriz. Ya da ne kadar anladığımız da şüphelidir. Anladığımızı düşündüğümüz bir okuma veya dinleme metninin ne kadarını anlıyoruz acaba? Anladığımızı düşünüyor olabiliriz. Diğer bir boyut ise dil becerileriyle ilgilidir. Dil öğretiminde ki yetersizlik. Yabancı dil öğrenme aşamasında konuşmak anlamaktan daha sonra gerçekleşebilir. Tıpkı çocukların ana dillerini edinme sürecinde olduğu gibi. Yabancı dil öğrenmeye çalışmış pek çok kişinin bu süreci başarıyla tamamlayamamalarının bir sonucu olarak anlayabildiklerini ama konuşamadıklarını söylemeleri bu başarısızlığın kısmen de olsa açıklanabilir olduğunu gösteriyor. Başka bir dilde kendini ifade edebilmek için risk almanın önemi üzerinde duran pek çok araştırmanın ileri sürdüğü üzere, bireylerin konuşmaya cesaret edemediği durumlarda böyle bir cümleye sığındıkları da sık sık gözlemlenen bir durumdur. Dolayısıyla bu yargı bilimsel temeller ışığında bünyesinde kısmen doğruluk payı barındırıyor olsa da yabancı dil öğrenmeye çalışan bireylerin kendi çabalarını gerekçelendirmek suretiyle kullandıkları bir bahane de olabilir.
Diğer ülkelerde böyle durum yok.? Japonya ve Tayland’da gerçekleştirilen araştırmalarda, harcanan çaba ve zamana rağmen konuşma düzeyinde istenen başarıya ulaşılamaması kültürel boyutlarla ilişkilendiriliyor. Bu da son derece mantıklı. Zira kültürümüzde “Diğerleri ne der?” baskısı yabancı dilde konuşmamızın önündeki en büyük engellerden biridir.
İstek ve azim, her şeyi başarır..
MEB, yıllardır aynı sistem üzerinde Yabancı Dil öğretimini devam ediyor. Konuşmak, kendi derdini anlatabilmek için, gramerden çok konuşmaya önem verilse daha başarı sağlanır.

RAMAZAN BAYRAMI KUTLU OLSUN!

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

“Z KUŞAĞI” Medyası

Türkiye nüfusunun yüzde 30’u Z kuşağı. Çok bilinçli, özgürlüğüne düşkün, kendi işini kurma…