Home KENT HABERLERİ ‘O’ İKİ KELİME!

‘O’ İKİ KELİME!

6 min read
‘O’ İKİ KELİME! için yorumlar kapalı
0
Günlük yüzlerce kullandığımız, ‘O’ iki kelimeyi son haftalarda kullanırken çok korkar olduk.

‘O’ iki kelime için, yeri geldi silahlar konuştu, yeri geldi halay çekildi..

Ne oldu bize?

Değerlerimizi kaybettik..

Güvenimizi kaybettik..

İnsanlığımızı kaybettik..

kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu.  Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltay
Buna dış ülkeden bir örnek vereyim:
45-50 Yıl önce; On bir yaşında bir çocuk, New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.
Levrek avı yasağının a büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi. Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.
Baba-oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı. Önce balığa, sonra oğluna baktı.
‘Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum,’ dedi.
‘Baba!’ diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.
‘Başka balıklar da var,’ dedi babası.
‘Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!’ dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.
Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı.

Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.

Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi..

Bu olay bundan tam kırk  yıl önce oldu.

Bugün o çocuk New York City’nin ünlü mimarlarındandır.
Babasının küçük evi hâlâ o adadadır.

Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı.

Fakat ‘değerler’ konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir.

Babasından öğrendiği gibi ‘değerler’, doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur.

Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir.

Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz?

Yine o sihirli iki kelimeyi kullanamadım. Karar  sizin!..

Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez.

Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.
* ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin…
* EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin…
* ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin…
* BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; ömür boyu bir başka evlada imrenmesin..

Hepiniz değerlerinizi kaybetmeden sevgiyle kalın…….

Load More Related Articles
  • Değerli Öğretmenim!

    Gelişmiş ülkelerde her yerde; kreş, oyun alanı, park, hayvanat bahçesi, müzelerde ve alışv…
  • Aydınlanma Işığı

    İkinci Dünya Savaşında yenilen ve yıkılan Almanya’ yı gelişmiş ülkeler seviyesine ulaştıra…
  • Sen Bir Bireysin!

    Sosyal medyada dolaşan çok tik alan bir haberi sizinle paşmak isterim:   Sen Bir Bire…
Load More By Ali Özdemir
Load More In KENT HABERLERİ
Comments are closed.

Benzer Haberler

Değerli Öğretmenim!

Gelişmiş ülkelerde her yerde; kreş, oyun alanı, park, hayvanat bahçesi, müzelerde ve alışv…