Anasayfa KÖŞE YAZILARI SOYKIRIM MI? SENDE Mİ DEUTSCHLAND!

SOYKIRIM MI? SENDE Mİ DEUTSCHLAND!

7 min read
SOYKIRIM MI? SENDE Mİ DEUTSCHLAND! için yorumlar kapalı
637

 

Türk tarihindeki nadide ülkelerinden biridir Almanya, öyle ki 200 yılı aşkın bir zamandır güçlü bir ittifak oluşturan bu Türk-Alman toplumu, sadece askeri veya siyasi değil, halklar arası dostlukları ile de güçlü bir bağ oluşturmuşlardır. “…Türk gibi başla Alman gibi devam et… Atasözünde de olduğu gibi birbirini tamamlayan bu iki ulusun, birlik olduklarında, hep mükemmele yakın ‘Perfect Human’ı meydana getirmişlerdir.

Kısaca Türk-Alman tarihine baktığımızda, 1790’da Osmanlı İmparatorluğu ile Prusya Krallığı ile başlayan bu ittifak, 1. Dünya Savaşında devam etmiştir. 1960’larda iş gücüne ihtiyaç duyan Almanya, bu ittifaka istinaden Türkiye’deki insanlara da göç imkânı tanımıştır. Benim ailemi de kapsayan bu göç serüveni neticesinde Türkiye’de Alamancı (Almancı) diye tanımlanan bir grup oluşmuştur.

İlk başlarda Alamancı diye tanımlanan bu grup (Ki, bu kelimeden nefret etmişimdir), bu terimin olumsuz anlam kazanması ile Gurbetçi tanımı yer değiştirmiştir. Zamanla sadece ittifak değil, dostluk ve akrabalık ilişkimiz olan Alman halkı ile Türk halkı, kadım bir dostluğa yelken açmıştır. Bu dostluk sayesinde, bugün Türkiye’nin dış ticaret hacmi bakımından en büyük partneri Almanya’dır. Türkiye’ye gelen yabancı Turistler içerisinde, birinciliği Almanya hiçbir ülkeye kaptırmamaktadır.

Bu kadar sıkı bir iş birliğimiz olan bu ülkede doğmuş biri olarak, Alman dostluğu hayatımın olmazsa olmazlarından olmaktadır. Öyle ki Alman dadım Getrude Fischer (Toprağı bol olsun) Alman Annem olmuş, eğitimimde ve yetişmemde yadsınamayacak katkılar ile, hayatımdaki mihenk taşlarından biri oluvermiştir. Aile büyüklerimizin dostluğu sonucu, Biyolojik olmayan ama gerçek ablamız Sigrid Kersting, kan bağı olmadan gerçek ablamız olurken, bizler için, bizlerden çok sorumluluk duymuştur.

İşte bu kadım dostluk, Alman parlamentosu tarafından anlaşılmaz bir şekilde zedelenmiştir. Herhangi bir araştırma ve/veya mahkeme kararı olmadan, Alman Federal Meclisi (Bundestag), Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarını “soykırım” olarak tanımlayan karar tasarısını kabul etti. Almanya Federal Meclisinin sözde soykırım iddialarını tanıyan bir tasarıya onay vermesi, “tavşana kaç tazıya tut” politikasının bir ürünüdür. Türkiye’yi tam üyelik noktasından, uzun yıllardır Avrupa Birliği (AB) dışında tutmaya çalışan, AB’nin motoru konumundaki Almanya, bu hamle ile aslında, “size Vize serbestliği vereceğiz ama AB’ye tam üyeliği; Asla” demek istemektedir.

Elbette bu bir mahkeme kararı değil, meclis kararıdır. Bugün kabul edildiği gibi, gün gelecek kaldırılacaktır; Tarih bunu da yazacaktır. Üzücü olan, hem Türk, hem de Alman ulusu, tarihte örneği görülmemiş bir şekilde, birbirine bu kadar sıkı sıkıya bağlıyken, bu bağın siyasi kararlarla zedelenmiş olmasıdır. Elbette bu bir ilk değildir, son da olmayacaktır. 1. Almanya Şansölyesi Otto von Bismarck’da Osmanlı imparatorluğuna pek yüz vermeyen politikalar gütmüştür. Ama buna rağmen Alman teknik ve askeri heyetleri Türkiye’de çalışmaya başlamıştır. Bunlar 1918’de ülkemizi terk ettiklerinde sayılarının 25 bine ulaştığı bilinmektedir.

Son aylarda ise Türkiye ile sıcak ilişkiler kuran ve bu yüzden Alman basınında sıkça eleştirilen Almanya Şansölyesi Angela Merkel, bu karar tasarısı ile eleştirileri bir nebze olsun hafifletmek istemiştir. Ama umarım Merkel, bu tip ucuz politikalara, geri dönülmesi çok zor, hatta imkânsız olan hatalara imza atmaz. Bu ittifak, işbirliği ve dostluğa sadece Türkiye’nin değil, Almanya’nın da çok ihtiyacı var.

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

2020’nın Kelebek Etkisi!

Her yıl olduğu gibi, 2020 yılı da başladığında tüm dünya yeni umutlar beklentisi içerisind…