Anasayfa KÖŞE YAZILARI AHKAM KESMEK…

AHKAM KESMEK…

10 min read
AHKAM KESMEK… için yorumlar kapalı
461

Ahkam kesmek; çekinmeden kesin yargılar da bulunmak…Ne çok yapıyorum, yapıyoruz ve aslında en çok yapmamamız gereken bir durum. Geçen gün Ankara da bir grup ellerinde bildirimlerle tebliğ yaptıklarını zannederek tesettür ile ilgili tavsiyede bulunma gibi bir görev hissetmişler. Onlara ne ise? Neyse herhalde kendilerini mükemmelleştirdikleri için gariplerim diğer mükemmel olmayanlara da bir ışık olalım bir feyz dağıtalım diyerek kendilerine görev çıkarmışlar. Eyvallah kimsenin niyetini ben sorgulayamam, böyle bir niyetim de yok. Yoksa onlardan ne farkım kalır. Fakat davranışına muhattap kalanları bağlar. Kimse kendine böyle gereksiz görevler çıkarmasın. Herkesin aklı fikri yerinde, doğruyu da eğriyi de herkes kendi kapasitesi doğrultusunda bilir zaten. Bundan rahatsız bazı bayanlar da bu kişilere tepki verdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. 

      
       Ben din bilimci değilim lakin bu konu da bir bayan olarak bir kaç sözüm olduğuna inanıyorum. Tesettür Allah rızası için yapılan bir ibadet; ibadet olarak da takvaya giren bir durumdur. Farz olup olmadığı mutasavvıflarca tam olarak netleşememiştir. 
Muhammed Esed’in bu konuyla ilgili meali aşağıdadır.
      ” İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri (*) dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. (**) Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, (***) ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde (****) ayaklarını yere vurmasınlar.Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah’a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! (*****) 


Bizim “[örfen]” sözcüğüyle yaptığımız ilave illâ mâ zahera minhâ ifadesiyle ilgili olarak ilk İslam alimlerinin ve özellikle (Râzî’nin kaydettiğine göre) el-Kiffâl’in yaptığı “kişinin hakim örfe (el-‘âdetu’l-câriyye: geçerli âdet) uyarak açık tutabileceği, yani örtmemesinde beis olmayan yerler” şeklindeki açıklamayı yansıtmaktadır. İslam Hukuku’nun geleneksel temsilcileri “görünmesinde [örfen] sakınca olmayan” ifadesinin tanımını her ne kadar kadının yüzü, elleri ve ayaklarıyla sınırlı tutma eğilimini göstermişler -hatta sınırlamayı bazan daha da ileri götürmüşler- ise de, illâ mâ zahera minhâ’nın anlamı bizce çok daha geniştir; nitekim, kullanılan ifadedeki kasdî belirsizlik (yahut çok anlamlılık) da bu hususta, insanın ahlakî ve toplumsal gelişiminin gereği olarak ortaya çıkan zamana bağımlı değişikliklerin gözönünde bulundurulduğunu göstermektedir. Yukarıda, aynı kelimelerle hem erkeklere ve hem de kadınlara ulaştırılmak istenen mesajın özü, onların “haramdan gözlerini çevirmeleri ve iffetlerini korumaları” noktasında düğümlenmektedir; kişinin, yaşadığı çağda, Kur’an’ın toplumsal ahlak konusunda getirdiği ilkeleri gözönünde tutarak, dış görünüşünde, giyim kuşamında göstermek zorunda olduğu dikkatin sınırlarını da bu ölçü belirlemektedir. 

**Himâr (çoğulu humur), hem İslam’dan önce, hem de İslam’dan sonra Arap kadınlarının kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü kadınlar tarafından İslam öncesi dönemde az çok süs giysisi olarak kullanılır ve uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı; o günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Bunun içindir ki, göğsün himâr ile örtülmesinin emredilmesi bu iş için mutlaka himâr kullanılmasının gerektiğini ifade etmez; fakat, sadece kadınların göğüs kısmının, örfen açık bırakılmasında sakınca bulunmayan yerlerden olmadığını ve dolayısıyla örtülmesi, gösterilmemesi gerektiğini ifade eder

   
       Anlaşılacağı üzere konu hassas olduğu için bu açıklamayı da paylaşmak istedim.
       Kişi Bir başkası için teşettüre girmez eğer ki böyle düşünen erkekler varsa homoseksüellik çok arttığı için lütfen onlarda tesettüre girsin. Hatta peçe de taksınlar takvaları tamam olsun. Biz böyle iyiyiz Kur’an Kerim haricinde kimse ahkam kesmesin… Ve bayan alimlerden rica ediyorum lütfen bir bayan da kur’an ı Kerimi Türkçe çevirisini yapsın. 14 asır önce  inmiş olmasına, bu kadar değerli kadın alimlerin olmasına rağmen Kur’an ı Kerimin Türkçe mealini okuyamıyoruz.
 
       Bu arada bu abilerimi kardeşlerimi tecavüz olaylarında da tebliğ vazifesini yaparken görmek istiyorum.
Allah rızası için ibadetini yapmayı seçen hemcinslerimi de Ankara daki bayanlara destek verirken görmek istiyorum. Nasıl ki bizler baş örtüsü yasağında yanların da oldu isek…
       İslamiyeti baş örtüsüne indirgeyenlere şunu söylüyorum; Biliyormusunuz ahlak örtüden ibaret değil.. Biraz okuyun yahu biraz tefekkür edin ben den de size tebiğ olsun
Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

BÜTÜN

Bütünlük enteresan bir kavramdır. Zihin bütünselliği aynıdanlık olarak algılasa da aslında…