Ülkemin en büyük potansiyeli hatta hazinesi olarak gösterilen genç nüfus, bırakın hayal etmeyi, düşünmekten bile çekiniyor, korkuyor!..
Albert Einstein derki; “Hayal kurmak, bilgiden daha önemlidir; çünkü bilgi sınırlıdır, ancak hayal kurma tüm dünyayı kapsar.”
Günümüz Türkiye’sinde Millet ekonomik kıskacın ağır baskısı altında yaşam mücadelesi verirken, bir takım vurguncunun fonlardan milyarlarca lirayı götürmesinin ahlâk ve vicdanla izah edilebilir bir yanı yoktur.
Toplumun diğer kesimleri de, örneğin 60 yaş üstü milyonlarca yurttaş, erken emeklilikten yararlanamayan, sefalete düşen yığınlar, işçiler, asgari ücretliler, sağlıkçılar, esnaf, onlar da çilenin dik alasını çekiyor; toplumun neredeyse dörtte üçü koyu bir yoksulluğun pençesinde…
Ancak çocukların çok önemli bir özelliği var:
♥ Onlar bizlerin, ülkenin geleceği ve ne yazık ki hayallerini bile yitirmiş haldeler!
Kamuoyu yoklamaları söylüyor…
İşte ortak sonuç:
♥ Gençlerin yüzde 76’sı geçici olarak da olsa yurtdışında çalışmaya kesin olarak “Evet” yanıtı verirken, kalıcı olarak gitmek isteyenlerin oranı yüzde 64!
Ama unutmayalım; Mevlana’nın şu sözünü asla aklınızdan çıkarmayın:
“Mum olmak kolay değildir… Işık saçmak için yanmak gerekir!”
Gençler!
İşiniz ne kadar zor olsa da; okumak, araştırmak, üretmek ve gelecek için ‘MUM’ olup ışık saçmak sizin baş göreviniz olmalıdır!..
Şimdi, yakın geçmişte içimi parçalayan bir başka örnekten söz edeceğim…
Bir ilkokulun 5. sınıf öğrencilerine Türkçe sınavında şöyle bir soru sorulmuştu:
En büyük hayaliniz nedir? Kısaca yazınız.
Çocukcağız da kısaca yazmıştı:
–“Babamın parası olup tüm borcumuzu kapatması ve işi olması!”
En fazla 11 yaşındaki bir çocuğun hayali bu; üzerindeki o ağır yükle iki satırlık “en büyük” hayalini gayet acıklı olarak anlatmıyor mu?..
Acıklı diyorsam, o çocuktan daha önce bu ülkeyi yönettiğini iddia edenler için söylüyorum!
Ancak bir ülke ilelebet perişanlığı, on milyonların tarifsiz bir yoksulluk ve açlıkla sınanacağını, asgari ücretin bile çok altında bir ücretle adeta unutulmaya ve hayallerinin bile yok edilmesini yüklenemez…
Büyük bir üzüntüyle yazdığım yazılarda;
Anket yapmışlar.
“Türkiye’de bir gelişme ve ileriye doğru bir sıçrama var mı yok mu?” diye sormuşlar.
Yüzde 89.
“Yok” demiş.
“Ne var?” diye sormuşlar. Yüzde 89 “soyana doğru geriye sıçrayış var” demiş.


