Bazı insanların her işi zamanında yapmasına hayranım.
Faturalarını son günü beklemeden yatırırlar, seyahatten günler önce bavullarını hazırlarlar, yapılacaklar listesini çıkarıp tek tek üzerini çizerler.
Bazıları da son ana bırakırlar. Yapılması gerekenleri türlü bahanelerle ertelerler…
Çoğumuz buna tembellik ya da vurdumduymazlık diyebilir.
Oysa psikolojide bunun bir adı var. Erteleme, yani “procrastination”.
Erteleme problemi (prokrastinasyon), yapılması gereken önemli bir işi veya sorumluluğu geçerli bir neden olmaksızın ve yerine daha az önemli veya keyifli aktiviteler koyma davranışıdır.
Erteleme hastalığı (klinik adıyla prokrastinasyon), kişinin yapması gereken önemli işleri zamanı, enerjisi ve imkanı olmasına rağmen sürekli ve mantıksız bir şekilde geciktirmesi durumudur. Bu durum sadece tembellik değildir; duygusal ve zihinsel bir düzenleme problemidir.
♥ Düzenleme Zorluğu: Erteleme tembellik değil, stres, kaygı veya sıkıntı gibi olumsuz duygularla başarıyla baş edememe durumudur.
♥ Başarısızlık Korkusu: İşin “mükemmel” olamayacağı veya başarısız olunacağı endişesi.
♥ Motivasyon Eksikliği: Görevin gözde büyütülmesi ve yapılacak işe karşı ilgi duyulmaması.
♥ Kötü Zaman Yönetimi: Öncelikleri belirleyememe ve plan yapamama…
★★★
Çok önemli bir kesim; ertelemeyi bilinçli olarak yaparlar…
Günümüz örneği; Seçimlerin ertelenmesi…
Düşünülen şu: 2027’ de…
İlkbahar; umudun yeniden yeşerdiği, haziran ayında ek asgari ücretin, taban ve tavan fiyatların yeniden belirlendiği, okullar kapandığı için öğrencilerin derdinin ortadan kalktığı, gıdanın arttığı, enflasyonun düştüğü bir dönemdir.
Şaka bir yana, erteleme davranışı aslında bir hastalık değilmiş.
Ancak sürekli hale geldiğinde insanın işini, okulunu ve günlük hayatını ciddi biçimde etkileyebiliyor.


