
Son günlerde sosyal medya da, gazeteler de herkes, her şeyi alenen izliyor.
Sinir kat sayıları hat safalar da…
Yolda, Trafikte, Sıcak salonlar da, Kahvehaneler de…
NEDİR?
NEDEN?
– İktidar: Bizden önce buzdolabı, çamaşır makinesi yoktu” diyorlar.
(Hayır efendim, vardı. Ben 1980 yılında evime bir buzdolabı ve çamaşır makinesi almıştım.)
– “Bu iktidar önce traktör yoktu” diyorlar.
(Demek ki, Atatürk’ün 1930’lu yıllarda traktöre binmiş fotoğraflarını bile görmemiş bunlar.)
Beyefendilerin abartılı konuşmalarına bakacak olursanız neredeyse “Bizden önce Türkiye mi vardı?” diyecekler!
Bu bir siyaset dili değildir, olmamalı!
Gerçek; sevgi ve saygı dili öne alınmalı!
Şu soruları kendimize soralım:
♥ Bir çocuk için; Anne ve babanın varlığı sizce nedir?
♥ Her şey sizin için para mı?
♥ Maddi ve manevi olarak çok rahat mısınız?

Öncelikle; eğitim ailede başlar. Sağlıklı bir ebeveynin; merhametli, vicdanlı, bilinçli olmasıdır.
Bir şey yapmaları gerekmez. Sadece orada olmaları yeter. Sesleri, alışıldık halleri, değişmeyen rutinleri çocuğa güven hissi verir.
Çoğu insan sağlığı kaybedince anlar onun ne kadar temel bir şey olduğunu.
Başka hiçbir şey onsuz yürümediği için önce sağlık gelir.
Para, başarı, statü, mevki, planlar, kişisel ilişkiler; hepsi ancak sağlıklı bir beden ve zihin varsa anlamlıdır.
Sağlık bu kadar temel olunca, çözüm ararken akla ilk gelen şey de ilaç olur.
- Oysa iyileşme tek kanallı bir süreç değildir ve bizi iyileştirecek ilaçlar sadece eczanede bulunmaz.
►Mesela düzenli uyku en temel ilaçtır. Aynı saatlerde yatıp kalkmak, hormon sistemini toparlar.
►Yürümek hafife alınır ama sinir sistemini sakinleştirir, kan şekerini dengeler, zihni boşaltır. Spor salonu şart değil. Bir sokağı baştan sona yürümek, kafanın içindeki gürültüyü azaltır. Bedeni olduğu kadar zihni de düzenler.
►Bazen rüzgarda salınan bir ağacın sessizliği insana iyi gelir. Bir anlığına çözülmesi gereken sorunlar, yetişilecek işler, verilecek tepkiler askıya alınır. Bu yüzden bazen bir ağacın gölgesi, denizin ritmi ya da hiçbir şey yapmadan durabilmek ruha ilaç gibi gelir. Kimyasal değildir ama etkilidir.
►Hayvanları sevmek ve beslemek de bir nevi ilaçtır. Bir sokak köpeğinin seni görünce kuyruğunu sallaması, bir kedinin mamasına eğilip aceleyle yemesi insana faydalı olduğunu hissettirir. Sana ihtiyaç duyan bir canlıyla kurulan bu kısa temas insanı sakinleştirir, kaygıyı düşürür, yalnızlık hissini azaltır.
►Gülmek de bir ilaçtır aslında, çünkü stres hormonlarını düşürür. İçten gelen kahkaha kalp ritmini dengeler, kasları rahatlatır, zihni yavaşlatır.
►Sevdiğin biriyle sohbet etmek de insana iyi gelir. Bunun için uzun uzun konuşmak gerekmez, anlaşılmak yeterlidir. Cümleleri süslemeye gerek duymadan konuşabilmek gerçek bir terapidir.
►Sevmek ve sevilmek de ilaçtır. Küçük bir bakış, kısa bir temas, yerinde bir cümle yeter. İnsan o anda mutlu olduğunu hisseder. Bu his insana iyi gelir, iyileştirici bir etkisi vardır. Bedenin ve zihnin kendini onarmasını kolaylaştırır.
Ne gerek var kavga diline, muhabbet ve muhabere (haberleşme, iletişim) dili varken…
