
Ülkenin yarısından fazlası güne “Geçinemiyoruz feryadı” ile başlıyor.
Emeğinin karşılığı ile geçinemeyen, maaşının karışlığı ile ayın sonunu getiremeyen, alın terinin karşılığı ile mevsimi bitiremeyen; işçi, memur, küçük esnaf, küçük ve orta ölçekli toprak sahibi çiftçi, iyice yoksullaşmış emekliden vergi yoluyla topladıklarını; “Altının gramında yeni rekor” merakıyla uyanan küçük bir azınlığa aktaran bir sömürü düzeni kurulduğunu izlemekteyiz!
Diğer taraftan; heybeden ortaya saçılanlar:
- Katil, sapık, uyuşturucu baronu, torbacı, hırsız haberleri…
- Rasyonel para politikalarında ki sapmalar, 200 Yüz TL’nin alım gücünün çok zayıflaması.. Milli paranın enflasyon karşısındaki değerinin çok düşmesi,
- Su, Doğalgaz, Elektrik, Petrol fiyatlarının artışlarının önüne geçilememesi…
- Ortada; bir sınıf savaşı kargaşası…
- TV’lerde – Yerli dizilerde; şiddet, mafya, tarikat seviciliğinin alenen gösterilmesi…
Bu durumda; pek çok soru ve sorunlara değinmek gerekir.
♥ Canımızdan çok sevdiğimiz; çocuklara bakalım!
►Her istediği anında yapılan, hiç beklemeyen, hiç zorlanmayan çocuklar daha mutlu olmaz. Daha huzursuz olurlar. Çünkü arzu ile karşılık arasındaki boşluk kapanınca heyecan kalmaz. Beklemek, istemek, çabalamak zorunda kalırız.
Bunlar olmayınca sevinç de, mutluluk da sönükleşir.

TÜİK verilerine göre 2024’te güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı 612 bin 651, suça sürüklenen çocuk sayısı ise 202 bin 785.
Çocuk yaştaki en yaygın suçlar:
- Yaralama (%40,4),
- Hırsızlık (%16,6),
- Uyuşturucu (%8,2).
Çocukların kitap tutması gereken elleri, bugün bıçak ve silaha sarılıyor.
Bu sadece onların değil, hepimizin geleceğinin yok oluşu demek.
Kürsüye çıkan siyasetçi, rakibine “Ezer geçeriz”, “Asarız, keseriz” diyor.
Devletin dili öfke ve tehditle yoğrulurken, çocukların diline de şiddet sirayet ediyor
Burada şunu hep hatırlayalım:
Adalet, hukuk her vatandaşın hakkı. ‘Dilin kemiği yok’ derler…
Ama Devlet; bu konulara daha fazla eğilmeli.
Eğitim – Öğretim; tarikat cemaat guruplarından arındırılmalı!
Kurumlarda denetim, daha fazla yapılmalı!
Günümüzde; yoksulluk, işsizlik, aile içi şiddet, eğitimdeki boşluk, şiddeti sıradanlaştıran medya, kontrolsüz denetimsiz internet, hayvan cinayetleri, şiddete sempati kazandıran(!) Türk dizileri… Hepsi bir arada ‘heybeden çıkmış’, ortada dolaşmakta…
