
Üniversite kayıt dönemi ve okulların açılmasına kısa bir süre kaldı. Yurt arayışları ve okul alışverişine çıkan velilerle yapılan söyleşileri ekranlarda izliyorsunuz.
Durum geçen yılkinden vahim görünüyor. Her şey cep yakıyor. Üniversite sınavına girenlerin sayısı azalıyor, kaydını yaptırmayanlar artıyor, ancak asıl yıkıcı tablo ilk ve orta öğretimde yaşanıyor.
Orada beslenme çantasını dolduramamak gibi çok kritik bir sorun var.
Menekşe Tokyay’ın ‘Karnım Zil Çalıyor! Bir Hak Olarak Ücretsiz Okul Yemeği’ kitabı sorunu tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor. Tokyay, kitapta yalnız bir beslenme sorunu ve ona bağlı politika gereğini değil, aynı zamanda eğitimde fırsat eşitliği ve toplumsal kalkınma politikasının önemli bir parçasını ele alıyor.
Çocukluk yıllarında yetersiz beslenmenin yarattığı fiziksel ve zihinsel eksikliklerin kişinin yaşamında bütün gelişim sürecini etkileyen bir dip dalgası etkisi gösterdiğini artık bütün uzmanlar kabul ediyor.
Tokyay, çeşitli ülkelerdeki okulda öğle yemeği uygulamalarını, bunların finans modellerini de araştırmış. Okuyun derim. Özellikle yetkililer!
Her toplum, tarih boyunca yükselişlerle ve sarsıntılarla yol alır. Kimi zaman bu sarsıntılar büyük savaşlarla, ekonomik krizlerle ya da siyasal çalkantılarla görünür hale gelir. Kimi zamansa, çok daha sessiz ve derinden ilerler. Kimsenin fark etmediği küçük çatlaklar gibi gündelik hayatın içine sızar.
İşte bu sessiz ama etkili dönüşüm, sosyolojinin diliyle “sosyal bozulma” olarak adlandırılır.
Son günlerde gündeme gelen sahte diploma skandalı, sosyal bozulmanın en güncel yüzlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir bireyin kendi emeğiyle hak etmediği bir unvanı taşıması, yalnızca kişisel bir yalan değil, toplumsal güveni de kemiren bir çürüme biçimidir.
Eğitim, toplumların en kutsal kurumlarından biri olarak, dürüstlüğün ve emeğin sembolü olması gerekirken sahte diplomalar, bu inancın zedelenmesine yol açıyor.
Eğer bir toplumda liyakat yerini hileye, emek yerini kurnazlığa bırakırsa, bu yalnızca eğitim sistemine değil, adalet duygusuna, hatta gelecek inancına gölge düşürür.
Belki de en çok bu yüzden, sahte diploma tartışmaları rakamların ötesinde bir anlam taşıyor. Çünkü mesele sadece birkaç kişinin sahtekarlığı değil, değerlerin sorgulanmaya başlanmasıdır.
Sosyal bozulma, işte böyle küçük görünümlü ama büyük anlamlı kırılmalarla beslenir.
Ve bu kırılmalar, görmezden gelindiğinde sessizce büyür.
Yapılması gereken, sahte diplomaların ötesinde, sahici değerleri yeniden inşa etmektir.
Adalet, dürüstlük, liyakat ve emeğe duyulan saygıdır.
Çünkü toplumun temellerini onaracak olan, ne yollar ne binalar, ne de sayılardır.
Bu toplumun temellerini ancak yeniden kurulacak güven duygusu onarabilir.
Ülkeyi saran diploma skandalı, ardından işsizlik, yoksulluğun ve sefalet:
Vatandaşı kara kara düşündürüyor!