Anasayfa GÜNCEL Uzun Yokuşu Tırmanmak!

Uzun Yokuşu Tırmanmak!

7 min read
Uzun Yokuşu Tırmanmak! için yorumlar kapalı
117

Yıllar önce; şirin, doğa harikası bir köyde yaşıyordum. Kuru odun toplamak için ormana giderdik. Bir gün, ormanda bir yaşlı Emine teyzeye rastladım. Kuru odunları nereden bulurum? Diye sordum. “Oğlum tee oracıkta, bayırı geç, bulursun” demişti.
Başlığı oradan esinlenerek yazdım.

Aylardır hiç bir kural dinlemeyen, bulaşı üçe dörde katlayan lebalep toplantılar ve işte bu sert kısıtlamalara sebebiyet veren sorumsuzlar güruhu sayesinde; böyle kapanmalarla, bunu beş binlere indirebileceğimizin mümkün olabileceğini düşünmüyorum..

Virüsün şehirler arası kitlesel yolculuğu ile, Tam Kapanma veya Kısıtlama da 17 günlük süre hızlı başladı. Ve sahil kentleri doldu.
Bu illet salgınla mücadele edebilmek için, çalışanın beşte üçü işlerine gitti.
İkinci kapanmayı yaşadığımız ülkemizde, üçüncüyü de görmek, olabilir mi?..

Suriye’ liler ile doksan milyonluk Türkiye de, aşılanan dokuz milyon kişiye ulaşmışız.
Bu bulaşı kontrol almaya yetmeyen bir sayıyla karşı karşıyayız.
Anladığımız kadarıyla aşı tedarik zinciri konusu bir muammaya dönüştüğü de kesin.
Ocak ayında verilen sözler yerine geldi, diyebilir miyiz?
HAYIR!..
Mayıs ayındayız. İzlediğimiz kadarıyla 240 milyon doz üç tip aşıya ulaşacağımızı söyleyenler; ‘Uzun Yokuşu Tırmandıktan’ sonra sonucu görebileceğimizi söylüyorlar…
Tam kapanmada “en kötü ihtimalle Türkiye’deyim” diyorsanız…
Milyonlarca esnaf kısmi veya tam kapanma kararları nedeniyle kapatmak zorunda kaldığı ve tek kuruş kazanamadığı dükkanının kirasını, vergisini, elektriğini, suyunu tıkır tıkır ödemek zorunda bırakılırken, geçmediğimiz köprünün, girmediğimiz tünelin, uçmadığımız havalimanının hem tıkır tıkır parası ödeniyor, hem de bunları yapan müteahhitlerin kirası, vergisi erteleniyorsa…
Ekonomik açıdan hemen herkes, özellikle de esnaf “Dayanacak güç kalmadı” diyorsa..
Bu Uzun Yokuşu hep birlikte aşmamız gerekir diye düşünüyorum.
Ancak bu hepimizin hayatta kalma, hastalanmama mücadelesi.
Bireysel değil birlikte verilmesi gereken bir mücadele. Bu yüzden mecburuz…
“17 gün boyunca apartman dairesinde kapalı kalmaktansa köyde, yaylada, tatil sitesinde kalmak daha iyi fikir değil mi kardeşim? Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”
Diyebilirsiniz..
Bekleyip göreceğiz.
***
Vatandaşa düşen sorumluluk kadar devlete düşen sorumluluk da var. Biri diğerinden az değil, önemsiz hiç değil. An itibarıyla devlete düşen en büyük sorumluluk aşılama…
Hızlı ve yaygın aşılamanın ülkelerdeki olumlu etkilerini ekranlardan hayıflanarak seyrediyoruz.
Aşı tedariği ile ilgili kafa karıştıran tüm açıklamalara rağmen, devlet bu 17 günü ne yapıp edip, aşılama için bir fırsata çevirmek zorundadır. Diplomasiyi, gücünü, bağlantılarını kullanarak mutlaka tedarik sağlamalı ve bir kampanyayla aşılama hızlandırılmalı, yaygınlaştırılmalıdır. Diğer yandan vefat ve vaka sayılarındaki azalma ve aşılama kadar, kapanma sürecinin sonunda yeniden nasıl açılacağımız da önemli bir konudur. Bir anda açılmanın yarattığı sorunları iki yıldır yaşıyoruz. Salgının dalgaları çekilmiyor, bitmiyor. Bir anda açılmak bir süre sonra yeni bir dalga, yeni ölümler getiriyor. Özellikle aşılamada olması gereken hızın tedarik sorunları nedeniyle yakalanamama ihtimali var ise yeniden açılma bu kez bilim insanlarının da katkısıyla bir stratejiye, bir kademelendirmeye mutlaka dayandırılmalıdır.
Uzun bir yol ve aşılması gereken çok yokuşlarımız var!..

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

Esnafın Görebileceği 17 Mayıs!

Cumartesi pazarına gittim. Hem taze sebze ve meyve alayım, hem de esnafa ‘İŞLER NASIL?’ so…