Anasayfa GÜNCEL E-mek-le-mek !..

E-mek-le-mek !..

6 min read
E-mek-le-mek !.. için yorumlar kapalı
69

26 Eylül 2002’de; “Bizim iktidarımızda bu türden acılar asla yaşanmayacak. Çünkü bankalar hortumlanmayacak, yolsuzluk yapılamayacak! Biz yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla (3Y) mücadele etmek için iktidara geliyoruz. Ayrıca alacağımız önlemlerle ekonomiyi üretken hale getirip ihracatı artıracak ve Allah’ın izniyle döviz sıkıntısını bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömeceğiz. Türkiye huzur dolu, müreffeh bir ülke olacak. Hatta gelişmiş ülkelerdeki refah düzeyini bile geçeceğiz…” diyerek iktidara gelir.

Ekim 2020’de Cumhurbaşkanı “Gerçek mümin, musibetler karşısında, ‘kahrın da hoş, lütfun da hoş’ diyerek acıyı bal eyleyendir…”dedi., Çok güzel bir söz..
Acaba; yoksulluk dünyevi iktidarın bu dünyadaki somut yanlışlarının, adaletsiz politikalarının sonucu değildir. Bizden bilmeyin, zengin değilseniz bu sizin suçunuzdur. Anlatılan biraz da budur. Öyleyse iktidar, derinleşen krize, yokluğa ve pahalılığa bu dünyada bir çözümünün olmadığını ilan etmekte; bu durumu da dini duyguları kullanarak haklı ve sorgulanmaz kılmaya çalışmaktadır.
Günlerdir, haftalardır, aylardır, hatta yıllardır ekonominin ne kadar güzel gittiğini, “uçuşa geçtiğini” her konuşmasında vurgularken, niçin böyle bir laf etme ihtiyacı hissetti acaba?..
Ama iki gün önce maliye bakanın tweete:
“Sanayi üretimi verilerinde OECD’de 1, dünyada 2’nciyiz…”.diye yazdı.

***
-Yolsuzluk, yokluk eski bir Türk hastalığı mı? Bilinmez.
-Ama eğitim, geriliyor.. “Toplam 10 milyonu bulan öğrenci sayımızla Avrupa’da birinci sıradayız” demekle sevinme olmaz. Kaliteli üniversitelerimiz, dünya sıralamasında ilk 500 arasında yer alamıyor!..
Maalesef; her kente açılan tabela üniversiteleri sadece, hayatta hiç değeri kalmayan diplomaları dağıtmaktan öte geçemiyorlar…
Genç beyinler, geleceklerini yurt dışında arıyorlar…
Emekli, memur, işçi dolarla maaş almıyor ama; alım gücü ve işsizlik alenen sorgulanır oldu.
1 Dolar, 7.900 TL’yi gördü.
Ekonomide yapısal reformların yapılmasını, böylece ileri teknoloji ülkesine dönüşen Türkiye’nin tüm döviz ihtiyacını ihracat ve turizm geliriyle sağlamasını, milli gelirin adil biçimde paylaşılmasını bekleyenler, tam bir hayal kırıklığına uğruyorlar…

Acaba bu yönetim; Kakokrasi (Kötü iktidarların egemen olduğu toplum düzeni) mi? diye sormak aklımızdan geçiyor…

Pazara gidiyorum. Tezgâhların önündeki konuşmalar pahalılık üzerine. Alıcı soruyor: “Daha geçen hafta şu kadardı, niye arttı?” Satıcı da dertli, anlatıyor. Sabahın beşinde çıkmış yola. İkisi de biliyor; kazanan iki taraf da değil. Fileyi para dolduruyor; para ise günden güne eriyor. Zamlar bir yanda, döviz artışı diğer yanda. Parası olanla olmayanın dünyası iyice ayrışıyor.

Ne bekleriz yönetenlerden?
Çare bulmalarını, iyice sınırsız hale gelmiş yönetme gücünü bu sorunları çözmek için kullanmalarını bekleriz. Bir çıkış programı yani.
Yokluğu, yoksulluğu, çaresizliği kurutalım; bu memleketin inançlı ama sömürüye karşı çoğunluğu ne tarikatlara yüz verir bir daha, ne de din, emek, makam ve kaynak sömürücüsü siyasal İslamcı partilere.
Lafı, atışmaları bırakalım; var mı böyle kamucu programı olan, bunu açıkça seslendirebilen partiler?
E-mek-le-mek; nereye kadar?..

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

HEY GENÇ!!! Sen KİMSİN?

‘GENÇ İŞSİZLİK’ oranı, Nisan 2018’de Finansal istikrarsızlıkla başlamış, etkisini pa…