Anasayfa GÜNCEL IRMAK BEBEK

IRMAK BEBEK

7 min read
IRMAK BEBEK için yorumlar kapalı
585
Sizin hiç kızınız oldu mu?
Teni cennet kokan kız evlada sahip oldunuz mu?
Hiç o kokuyu içinize çektiğiniz,
Her çekişte huzur bulduğunuz anlar yaşadınız mı?
Gülüşü,bakışı aynı ben dediğiniz,her baktığınızda bir parçanızı yeniden fark ettiğiniz halleriniz oldu mu?
Bilal Kupal’ın olmuştu.
Irmak bebeği üç buçuk yıl önce doğmuştu.
Teninde cenneti koklamış,kokusunu bedeninin her köşesine çekmişti.
Irmak bebeğinin her gülüşünde,her bakışında kendini bulmuştu.
Sarıldığında içine sığdıramaz,kızmaya kıyamazdı.
Nasıl kızar,nasıl kıyabilirdi daha dördünü görmemiş göz bebeğine.
Daha büyüyecek okula gidecekti Irmak bebek.
Üniversite bitirecek Irmak gibi akacaktı ailesine.
Belki doktor olup hayat kurtaracak,
Belki hakim olacak adalet sağlayacaktı zalimlerin dünyasında.
Belki sevdiklerine olmadık gururları yaşatacak,mutluluktan ağlatacaktı.
Ne dört yaşını gördü bebek bedeni,ne daha fazla nefes alabildi avuç içini doldurmaz ciğerleri.
Ne hayatı tanıyabildi gülen gözleri,
Ne daha fazla attı kuş yüreği…
Babasını kahretti ayakkabısının bir teki.
Ne yandı ne kavruldu,
Canlı bedeni kaç defa toprak oldu,kalbi atarken yüreği durdu…
Öpmeye kıyamadığı boynunu sapkın eller boğmuştu.
Yetmemiş kemeri ile dal boynunu sıkmıştı.
En kötüsü adam nedir desen bilmez kızını kelimelerin anlamsız kaldığı yaratık tecavüz edip öldürmüştü…
Zaten fukaraydı,zaten hayat böğrüne böğrüne vurmuştu.
Yoksulluk yakasına yapışmış,belki de hiç oyuncak dahi alamamıştı yavrusuna.
Belki de son parası ile kızına ayakkabı almıştı.
Irmak’ın gömüldüğü yerde,ayakkabısının tekiyle öylece kala kaldı…
Siz hiç gecenin en karanlığında yavrunuzun sesi ile uyandınız mı?
Uykunun en tatlı anında yatağınızdan fişek gibi kaldınız mı?
Ya terlemişse,ya üzeri açık uyuyorsa diye düşüncelerle çocuğunuzun kapısına dayandınız mı sabah ezanı ile?
Düşse bir yeri kanasa bir parçanızı kaybetmişcesine acı duydunuz mı yüreğinizde?
Kendinizi unutup hayatı hep yavrunuz üzerinize kurdunuz mu?
Suriye Kupal hayatını yavrusunun üzerine kurmuştu.
Gecenin en karanlığında Irmak bebeği için yatağından fişek gibi fırlardı.
Ya Irmak’ım hasta olursa,ya üzeri açık yatarsa diye…
Üç buçuk yaşındaki yavrusu düşse annesinin içinde depremler olurdu,ya canı çok yandıysa,ya çok ağlarsa diye…
Yoksuldu,fakirlik vardı kaderlerinde.
Dişinden tırnağından arttırarak Irmak ın sevdiği şeylerdi alırdı.
Bebek almaya parası yoktu belki,belki hiç oyuncakları olmamıştı,
Elleriyle bebekler yapardı.
Irmak büyüyecek gelinlik yaşı geldiğinde anasının sıcak kucağından uçacaktı.
Torunları olacak,onları büyütecekti.
Belki Irmak’a alamadıklarını,belki içinde uhde kalanları torunlarına yapmak için yeminler etmişti.
Ne gelinlik giyebildi,ne anasının sıcak kucağına doyabildi.
Daha üçünde hayatın ilk merdivenlerindeydi.
Son yolculuğuna kasımpatı çiçekleri ile uğurlanırken ablası ufacık elleri kardeşi için dua etti.
Daha on yaşındaki kız çocuğuna üç buçuk yaşındaki kardeşi için dua ettiren kadere lanet.
Dördüne girmemiş bebeğe tecavüz eden sapıklığa lanet.
Bir babayı bebeğinin tek ayakkabısı ile ölüme mahkum eden zihniyete bin lanet.
Bir anneyi süt kokan yavrusundan ayıran kader lanet.
Yoksulluğa,fukaralığa,çaresizliğe bin defa lanet.
Daha sıkı sarılın yavrularınıza,kokusunu daha da içinize çekin.
Bazı geceler sarılarak yatın kızınıza,oğlunuza.
Hayat işte bazen kurutuyor IRMAKları,
Söndürüyor evin neşelerini.
Kurumadan Irmaklarınız,sönmeden evinizin güneşi daha çok öpün cennet kokan boyunlarından…
Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

KÜÇÜK BEDENLER VE YAVRU KÖPEK

Patileri ve kuyruğu kesilmiş şekilde ormana atılmış yavru köpeği gördük bayram arifesinde&…