Anasayfa GÜNCEL MUSUL’UN TARİHİ ÖNEMİ

MUSUL’UN TARİHİ ÖNEMİ

8 min read
MUSUL’UN TARİHİ ÖNEMİ için yorumlar kapalı
2,257

Türk ordusunun Suriye’de başlattığı Fırat kalkanı operasyonu ile zayıflayan DEAŞ terör örgütünün, bu zaafından yaralanmak isteyen Merkezi Irak hükümeti, Musul’u Türkiye’ye kaptıracağına iyice inanmış olmalı ki insanların gözlerinin içine baka baka yalanlar söyleyerek Türk devletini işgalci güç olarak tanımlıyor.

Irak Hükümetinin Türkiye korkusu o kadar artmış ki, iş birlikçileri ile birlikte kapalı kaplılar ardında yaptığı planları hemen uygulamaya başladı. Düne kadar Musul operasyonu söz konusu bile değilken, Türkiye’nin Musul’a operasyon yapacağını söylemesi artçı şoktan, çok deprem etkisi yarattı ve tüm fay hatlarını harekete geçirdi. Söz konusu bu fay hatları toplantı üstüne toplantılar yapmaya başladı ve sonunda Irak Ordusu ve Şii milisleri ABD destekli koalisyon güçlerinin hava desteği ile operasyona başladı.

Musul, Türkiye için tarihi bir öneme sahip; Misak-ı millî sınırları içinde yer alan Musul, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin de dediği gibi “Türkün öz yurdudur”. Kırım’ın, Ukrayna’dan ayrılışı ve bağımsızlığını ilanı ve sonrasında Rusya’ya bağlanmasında yaşadığımız travma bize ders olmalı. On yılların politik hataları ile dolu olan Kırım politikası tekrar söz konusu olmamalı, olamaz da. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi “Türkiye, sadece Türkiye değildir”. Kosova ne kadar bizim gözetimimiz altında ise, batı Trakya da o kadar kontrolümüz altında olmalı. Türkmen dağları ne kadar Türk’ün yurdu ise Musul’da o kadar Türk’ün yurdudur.

Ne Suriye’de, ne Irak da, nede İran’daki soydaşlarımızın sorunlarına kayıtsız kalamayız. Bugün Ne Kıbrıs, ne Batı Trakya, ne Kosova, ne Makedonya, ne Bosna-Hersek ne de Doğu Türkistan (Sincan Uygur Özerk Bölgesi ) Uygur Türkleri sahipsiz değildir. Tarihten gelen sorumluluklarımız kadar soydaşlarımızın güvenliği de bizim için önemlidir. Türkiye kan emici vampirler gibi “kara para” petrol için toplantı üstüne toplantı yapan, çıkarları uğruna insan-ı kâmili (perfect human) hiçe sayan ve sadece maddi kazançları göz önünde bulunduran “petrol emici” bir ülke değildir.

Bugün kararlı bir şekilde Musul konusunda adımlar atan Türk Hükümetini kutluyorum. Türk devleti sadece hava operasyonları ile değil, kara unsurları ile de Musul’da olmalıdır. Çünkü Musul operasyonu sonrasında masada olmayı hak eden yegâne ülke Türkiye’dir. Kendi ülkesinin topraklarını korumaktan aciz Irak Hükümeti, desteksiz yürüyemeyen felçli bir hastadan farksız iken, Türk devletine meydan okumasının perde arkasında, sırtını dayadığı sahte güçler yatmaktadır.

Elbette bu sahte güçlerin kim olduklarını tüm Türk milleti iyi biliyor. Dün kapımıza gelip bizden Türk askeri isteyen merkezi Irak hükümetine, bugün bizleri işgalci güç olarak tanımlatanlar, sahte gülücüklerle de yüzümüze gülüyor. Bizler bu sahte gülücüklere artık inanmamamız lazım. Kırım da 50-60 yıllık hatalarımızdan ders çıkartarak başarılı bir dış politika ile Musul politikamızı inşa etmemiz gerekmektedir.

Özellikle MHP Musul konusunda yaptığı politika milli politikadır. Bu konuda maalesef ana muhalefet yine dersi geçemedi. Nerede nasıl durması gerektiğini öğrenemeyen bu siyasi partinin, Türkiye’nin kurucu partisi çizgisinden uzaklaşmış olması gerçekten üzücü. Milli siyaset ile günlük politikaları birbirine karıştırarak, çözüm üretmektense kaos yaratmayı amaç edinmek ne kadar vatanseverliktir?

Ben CHP liderinin yerinde olsam, milli bir mesele söz konusu iken, masada kalmaya gayret gösterirdim. Millet ve devlet menfaatleri için, milli birlik ve beraberlik zamanında masada olmayıp, terör destekli bir parti gibi sadece eleştiri yapmanın kime ne faydası var? Eğer gerçekten ürettiğin çözümler varsa, MHP Lideri Bahçeli gibi masada kal ve bu sürece katkı ver.

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

Yunanistan Ne İstiyor!

Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da radikal milliyetçi siyasi söylemler aldı başını gidiyor.…