Anasayfa KÖŞE YAZILARI Tanrı Nilüfer’i Korusun!

Tanrı Nilüfer’i Korusun!

7 min read
Tanrı Nilüfer’i Korusun! için yorumlar kapalı
43

Bursa’nın 1987 yılında Büyükşehir olmasıyla hayatımıza girdiğinde bakir bir dünya güzeli olan ilçe, doğusunda Osmangazi, güneyinde Orhaneli, batısında Mustafakemalpaşa, Uluabat Gölü ve Karacabey, kuzeyinde Mudanya ile çevrilidir.

Yeni yapılanan bir bölge olması nedeniyle, Nilüfer Bursa’da nüfus artış hızı en fazla olan yerleşim yeridir. Kurulduktan sonraki 1990’da yapılan ilk sayımda 65.799 olan nüfus, 2014 nüfus sayımında 375.474’e ulaşmıştır.

Başlangıçta Tanrı’nın bütün nimetleri sakınmadan verdiği bu güzel ilçeye ne giyse yakışır diye düşünülmemiş ve planlamalarda bir yandan çağdaş kentsel yaşam kriterleri ön görülmüş, öte yandan da yeni çevre anlayışı ile doğanın korunması sağlanmıştır.

Nilüfer’in doğumunda babasının rant değil, kaliteli yaşam değerleri olması sayesinde, nesebi belli bir çocuk dünyaya gelmiş ve büyüyüp serpildikçe talipleri de artarak, kısmet arayan değil, onunla yaşamak için herkesin gözünü diktiği bir “Afet-i Devran” ortaya çıkmıştır.

Bursa dört cepheden de göç akınına uğrayan bir kenttir ama Bursa’ya doymaya gelenler, geldikleri yöreleri Bursa’da yaşamak istediklerinden, Bursalı olmayı becerememişlerdir.

Oysa doğru kentleşme ve sosyal donatı alanları sayesinde Bursa içinden bile Nilüfer’e gelenler, Nilüferli olmaya karar verdikleri için gelirler. Nilüfer’in gelişimi abartmadan ifade ediyorum ki; çağdaş kentleşme tarihinin başarı ile gerçekleştirilmiş şaheserlerinden biridir.

Peki! Bu süreç günümüzde devam ediyor mu?

Kökü dışarıda olan Güç, Para, Rant üçlüsü bu güzellikleri görünce, bazen satın alarak bazen kemik yaşatarak yerli işbirlikçilerini yaratmış ve Nilüfer’e hormonlu büyüme modelini getirmiştir. 1965’lerin Demirel modeli olan “Plan değil Pilav lazım” modeli ile bir ateşli kısrak gibi batıya uzanan Nilüfer’i obez kadına döndürmeye çalışmaktadır.

Nilüfer günümüzde hızla çağdaş ve yaşanacak kent olmaktan uzaklaşarak, parası olan herkesin ulaşabileceği ve rantın ön planda olduğu “esnaf güzeli” ne dönüşmektedir. Nilüfer’in olmazsa olmaz değerleri olan Kentsel Optimum Kentsel Yoğunluk, Ortak Yaşam Alanları, Parklar, Trafik, Otopark alanları kökü dışarıda esnafa esnafça ayarlanmaktadır.

Bir olumlu düşünce ürünü olan Dernekler Yerleşkesi Projesi bile Nilüfer’in kent içine yine esnaf ayarı ile bıçak gibi saplanan ve özünde rant olan dernek binaları ile iğdiş edilmektedir.

Çağdaşlıkla buluşmak organizatörler ile organize edilen yüksek ve düzgün(!) bütçeli konserler ile değildir. Nilüferli bu farkı fark ettiğinde umarım zaman geçmiş olmaz.

Bilenler bilir ama bilmeyenler için tekrar edelim. Bir zamanlar “Stadyum – Setbaşı” aksı üzerinde dükkân sahibi olmak fabrika sahibi olmak ile eş değerdeydi. Bağdat Caddesi, Kızılay Meydanı, Beyoğlu İstiklal Caddesi kıvamında olan o caddeye rant girince günümüzde yüksek kaldırım dilberine dönüşmesi asla tesadüf değil bir tercihtir. Rant emeline ulaşınca, başka dilberler aramak için çekilir geriye batakhane kalır.

Haydi! Hep beraber “ Allah Nilüfer’i korusun” diyelim mi?

Benden okuduğunuz bu sayı yazı isteyen dostlarıma konuk oldum. Konu Nilüfer dediler. Sevdiğim ve yaşadığım dedim. Ben Nilüfer’in hormonlu ve botokslu halini değil, ilk gördüğüm halini sevdim ve gelmekte olan ahlak, yoğunluk, trafik, otopark çöküntüsü hakkında tarihe bir not düşmek istedim.

Mürekkebim kurumadan bir gün bir yerde buluşmak dileği ile…

Yoruma Kapalı