Anasayfa GÜNCEL CHP Yıldırım İlçe Başkanı Güner Aklan: SÖZ VERİYORUZ!

CHP Yıldırım İlçe Başkanı Güner Aklan: SÖZ VERİYORUZ!

36 min read
CHP Yıldırım İlçe Başkanı Güner Aklan: SÖZ VERİYORUZ! için yorumlar kapalı
852

Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim bildirgesine yönelik değerlendirmelerde bulunarak, Yıldırım’da yüzde 30 oranında oy hedeflediklerini ifade eden Cumhuriyet Halk Partisi Yıldırım İlçe Başkanı Güner Aklan, gazetemize samimi açıklamalarda bulundu.

 

Yıldırım İlçe teşkilatı olarak seçim hazırlıklarınız ne aşamada?

Yıldırım İlçe Başkanlığı olarak, İl Başkanlığı ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Seçime yönelik programları biz yapıyoruz. Hangi mahallelerde hangi çalışma yapılacağı konusunda mahalle başkanlarımız, mahalle yönetimlerimiz ile bilgi alışverişi yaparak organize bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hazırlamış olduğumuz programı haftalık ya da iki haftalık olarak İl Başkanlığımıza sunuyoruz. İl Başkanlığımızda; milletvekillerimizi, kadın kollarımızı, gençlik kollarımızı, ilçe yönetimlerimizi hazırlanmış olan program kapsamında yönlendiriyor. Seçime bir ay kadar kısa bir süre kaldı, bu doğrultuda tabii ki çalışmalarımız hızlandı. Araçlarımız hazırlandı, 10 tane seçim büromuz hazırlandı, giydirildi, seçim bürolarımızın 35′ e kadar çıkma ihtimali var. Ana seçim büromuz Ortabağlar’da olacak.

BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ!

Seçim bildirgenizle ilgili biraz bilgi verir misiniz?

Genel merkezimiz geçen hafta 223 sayfadan oluşan ve titizlikle hazırlanmış seçim bildirgesini açıkladı. 4 ana başlık üzerinden gidiyoruz. İlki; birinci sınıf bir demokrasi. Türkiye’ye bunu vaat ediyoruz. Demokrasinin olmadığı bir yerde ekonomik gelişmenin de mümkün olmadığını biliyoruz. Ekonomisi gelişmiş ülkelere baktığımızda önceliğinin demokrasi olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda bu ülkelerin hukuk düzenlerinin de demokratik düzenlerinin de çok gelişmiş olduğunu görüyoruz. Yani ekonominin geliştiği yerde demokrasinin de geliştiğini, demokrasinin geliştiği yerde ekonominin de geliştiğini görüyoruz. Demokrasinin altınız çiziyoruz çünkü demokrasinin geliştiği yerde hukukun üstünlüğü, devletin saydamlığı, hesap verilebilirliği var. Biz öncelikle bunu Türkiye’nin hak ettiğini düşünüyoruz çünkü Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığını görüyoruz. Demokrasi bizim birinci önceliğimiz.

Peki CHP Demokrasi anlamında neler yapacak?

Can ve mal güvenliğinin mutlaka sağlanması gerekiyor, makul şüphe nedeniyle insanların özgürlüklerinin kısıtlanmaması gerekiyor. Böyle bir ortamda zaten ekonomik olarak kalkınmanın ve büyümenin de olma şansı yok. İkini olarak önceliğimiz ekonomik olarak iyileştirmelerin yapılması gerekiyor. Ekonominin uluslararası alanda da rekabet edebilecek duruma gelmesi gerekir. Uluslararası alanda rekabet eden bir ekonominiz yoksa büyüme şansınız da yok. Bununla ilgili tedbirlerin alınması gerekiyor. Biz Türkiye’yi uluslararası alanda rekabet edecek bir pozisyona çıkarmayı hedefliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel hedeflerinden biri de bu. Daha sonrası bu ekonominin de paylaşım noktası. Hakça, eşit bir şekilde paylaşılması gerekiyor. Bugün Türkiye ekonomisine bakacak olursak kişi başına düşen milli gelir hesaplamasında yüzde 54’ünün sadece yüzde 1’lik bir birim katında paylaşıldığını görüyoruz. Bu oranı yukarıya çıkarmamız gerekiyor. Hem gayrı milli hasılamızı yükseltmemiz gerekiyor hem de kişi başına düşen milli geliri yükseltmemiz gerekiyor. Bugün Avrupa ‘da kişi başına düşen milli gelir 40-45 bin dolar, bizde 10 bin, 11 bin dolar seviyesinde. Eşitlikçi bir paylaşım olmadığı için, emekli, işçi, köylü, engelli bu durumdan zararlı çıkıyor. Dolayısıyla kişi başına düşen milli gelirin belli bir orana çıkması da toplumun ekonomik olarak geliştiğini de tam olarak ortaya koymuyor. İşte bu noktada üçüncü adım gündeme geliyor. Bu ekonomik gelişmenin toplumun bütün kesimleri tarafından ya da olabildiğince geniş bir kesime eşit şekilde paylaşılması ya da bir adalet terazisinde ölçülerek paylaşılması gerekiyor. Bu kapsamda bizim projelerimiz var. Bunlardan biri emekliye dini bayramlarda iki ikramiye şeklinde bir düşünce var, bunun yanında asgari ücretten vergi kesintisi yapılmaması ve asgari ücretin bin 500 Liraya çıkarılması var. Yine her ailenin en kötü 720 lira açlık sınırı rakamının ödenmesi var ama tabi bunlara bazı ilaveler yapılacak, mesela hanede hamile bir kadın, engelli bir birey, 0-3 yaş arasında bir çocuk, anaokuluna giden bir çocuk varsa ilave katkılar yapılarak sosyal devlet anlamında vatandaşı mağdur etmeden, hane başına bin 500 Liraya kadar bir ödemenin yapılması planlanıyor. Biz aile sigortasını geçmiş dönemde de dile getirmiştik, bu dönem de planlarımız arasında yer alıyor. 720 liraya yapılan katkılarla en az asgari ücret kadar bir ödeme yapılacak.

Yine ekonomik anlamada mağdur olan köylüye yönelik çalışmalarımız var. Eskiden Türkiye kendi kendine yetebilen dünya’daki 4 ülkeden biridir diyerek övünüyorduk ama geçen yıl sadece 35 milyar TL gıda ithal ettik. Fasulye, pirinç ve hatta saman aldık. Gıda anlamında kendi kendine yetecek kadar üretim yapan bir ülkeden uzaklaştık. Bununla ilgili mutlaka çok ciddi tedbirlerin alınması, köylünün, üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle çiftçiye mazotu 1 buçuk liradan satmak en büyük projelerimiz arasında. Ve bir de bütün bunlar olduktan sonra Türkiye’de siyasetçiye olan güvenin de zedelendiğini görüyoruz. Siyasete olan güveni artırmak için siyasi ahlak yasasının çıkmasını istiyoruz, Yine demokrasinin gelişmesi için yüzde 10’luk seçim barajının kalması şart. Bu kalıp içinde kalmanın bir mantığı yok, her bir oy çok değerlidir. Ve bu bir oy katlanarak yüzde 3, 5 şeklinde artacaktır. 60 bin, 70 bin oy bir milletvekili çıkarmaya yetiyorsa az bir oran değil bu. O 70 bin oyun bir karşılığı olmalı, yüzdelere bağlı kalmadan bu imkan oluşturulmalı. İstikrarsızlıktan bahsediyor ama ben buna pek katılmıyorum çünkü Avrupa’da bu tür koalisyonlar oluşturuluyor. 3 tane 5 tane milletvekili parlamentoya girebiliyor ve gayet güzel yönetebiliyorlar. Bu nedenle seçim yasalarının değişmesi gerekir. Siyasi partilerin koalisyon yaparak seçime girmesinin önü açılmalı. Bugünkü mevcut yasada partilerin koalisyon yaparak seçime girmeleri mümkün değil. Şimdi sadece diğer parti seçime girmeyerek hülle yoluyla bir anlamda kendi istediği kişileri diğer partiyle işbirliği yaparak seçime girmesini sağlıyor. Zaten bu imkanı sağlamak lazım, yoksa bu şekilde hülle yoluyla bu durum aşlıyor.

ADALET YAPISI DEĞİŞMELİ!

Öte yandan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Biz anayasa referandumunda da söyledik, referandum cumhurbaşkanlığı için yapılsa da beraberinde bir çok madde geçti. Onlardan biri de HSYK’nın yapısının değiştirilmesiydi. Bugün bunun zararlarını görüyoruz. Biz Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu şeklinde iki ayrı yüksek kurulunun oluşturulmasını öneriyoruz. Adalet yapısında mutlaka büyük değişimler olmalı. Hakim ve savcıların birbirinden ayrılması, hakimin ayrı bir noktada, savcı ve avukatın yani iddia ve savunma makamının eşitlenmesi gerekiyor. Yasama, yürütme ve yargının gerçekten kuvvetleri ayrılığı ilkesi doğrultusunda görev yapması gerekiyor. Mevcut iktidar bugün baktığımızda başkanlık sistemiyle bunun önünü yapmaya çalışıyor ama kuvvetler ayrılığının iyi oturmadığı bir siyasal zeminde az öncede söylediğimiz gibi demokrasinin olma şansı yok. Yasama yargının işine karışırsa, yürütme hem yasama hem yargıyı denetimi altına alırsa bir süre sonra zaten bir dikta rejimi, bir totaliter rejim ortaya çıkar. Bu sebeple mutlaka yasama, yargı, yürütme kendi alanında birbirine müdahale etmeden, birbirine üstünlük taslamadan aktif bir şekilde uygulanması gerekiyor.

Yine seçim programımızda bir çok aileyi mağdur eden kredi kartları yer alıyor. Altını çizerek ifade etmek istiyorum kredi faizinin yüzde 80’ine kadar silinmesini öngörüyor. Aslına bakarsak mevcut hükümet modern tefecilik yapıyor şu anda. Özellikle devlet bankalarının kredi kartı, bireysel ve konut kredilerini satıyor. Bazı şirketlere satıyor, buradan yüz birim alacağını yirmi birime satıyor, ondan sonra vatandaşı o varlık şirketiyle baş başa bırakıyor. Sen buradan ne tahsil edersen et diyor. O varlık şirketi, 30, 40, 100 tahsil ediyor. O 100 liraya da faiz işleterek o borcu 120, 140’a liraya çıkartıyor. Bunların çoğu da vatandaşın aklından çıkmış, unutulmuş, belki de vatandaşın bu borçlar silinmiş diye düşündüğü borçlar aslında. Bir gün karşısına çıkıyor işte, sizin 2005’ten dosyanız varmış diye 2015’te vatandaşın karşısına çıkıyor. 1 liralık borç olmuş 15 lira ondan sonra da gel bunu biz 6 liraya düşürelim sen bunu öde diyorlar. Devlet zaten bunu 50 kuruşa satmış varlık şirketine, varlık şirketi de hiç bir denetim uygulanmadan bu borcu katlayarak tahsil etmeye çalışıyor. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 80’e kadar olan o faizi silmeyi vaat ediyor bununla ilgili planlar ve projeler var. Baktığımız zaman devlet şu anki durumda 9 milyon vatandaşa para yardımı yapıyor. Ve o yoksulluğu bitirmek üzerine değil de yönetmek üzerine bir anlayış var, dolayısıyla o 10 milyon vatandaşımıza adeta yardım gibi gözüken bu katkıyı biz sosyal devlet ilkesiyle sunacağız. Vatandaş yardıma muhtaç olduğundan değil de bu ülkede yaşayan bir vatandaş olduğu için ve bunu insanca yaşama şartlarına dahil ederek sunacağız. Şu anda yapılan yardımlar ortada, biz sana yardım ediyoruz, ya da şu parti sana yardım ediyor şeklinde bir anlayış var.

Rekabetçi bir ekonomi için sektörel bazda iyileştirmeler yapılacak. KOBİ’lere sıfır faizli krediler var. Ne kadar istihdam oluşturmuşsa ve ne kadar vergi ödemişse bunun oranlaması alınarak önümüzdeki dönem ona sıfır faizli kredi sunarak hem işini büyütmesi hem de sorumluluklarını yerine getirmesi sağlanabilir. Öte yandan Bağ-Kur prim borcu olan esnaf sağlık hizmeti almaya devam edecek. Esnaf, giderlerini vergiden düşecek. Bilgi teknolojileri alanında yeni kurulan şirketler 3 yıl boyunca gelir vergisinden muaf olacak. Diğer bir çalışmamız da meslek liseleri ile ilgili, meslek liselerinin sanayi bölgelerine kurulmasını sağlayarak, sanayi ve meslek lisesi işbirliğini arttıran ve iş garantili meslek lisesi uygulamamız olacak.

MUAYENE VE İLAÇ KATKI PAYLARI KALKACAK!

Sağlık alanında çalışmalarımız olacak, muayene ve ilaç katkı paylarının kaldırılması programımızda var. Bugün ne kadar maaş aldığını bilmeyen emeklilerimiz var. Ay sonunda maaşından yapılan kesintinin nereye gittiğinden haberi yok, ne kadar kesinti yapıldığını bilmiyor. Biz bu kesintileri ortadan kaldıracağız. Emekli ne kadar maaş aldığını bilecek ve katkı payı, muayene parası ödemeden sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek. AK Parti hükümetinin sağlık alanında yapmış olduğu doğru uygulamalar var ve bu uygulamaları sonuna kadar destekliyoruz fakat STK’ların ve meslek odalarının aylardır yapmış olduğu bir uyarı var; “sağlıkta bir gün deniz bitecek”, sağlık alanında yapılan özelleştirme tehlikeli, bir süre sonra bu vatandaşa yansıyacak dediği noktalar artık oluşmaya başladı. Özellikle özel hastanelerin muayene ücretlerinin yüzde 200’lere kadar çıkması bu olumsuzluğun göstergesi.

EMEKLİLERİN DERDİ BİTECEK!

Emeklilerin intibak derdi var, çıktı dendi fakat çok cüzi bir intibak yasası oldu. Halen intibak yasasından payını alması gerekenler var. Bu konuda da çalışmalarımız var. Emekli olup da çalışanlardan yapılan yüzde 15 maaş kesintisi var bunu da kaldırmayı planlıyoruz. Şöyle bir söylemde var ortada, Türkiye’de iş sıkıntısı varsa emekliler neden çalışıyor diye, mecbur kalmadıkça kimse emekli olduktan sonra 60 yaşında çalışmak istemez. Bu yüzde 15 oranında yapılan kesintisinin kaldırılması da Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçekleştirmek istediği hedefleri arasında yer alıyor. Yaş nedeniyle emekli olamayanlar yönelik de bir çalışmamız var. Ve emeklilere rahat bir bayram geçirmesi için Ramazan ve Kurban Bayramlarında birer maaş ikramiye verilmesi planlanıyor.

KENTSEL DÖNÜŞ 15-20 YILLIK BİR SÜREÇ!

Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İyi insan olmak ya da sevilmek başarılı olduğunuz anlamına gelmiyor. Bir yıllık değerlendirme yapacak olursak. Yıldırım Belediyesi’nin kalıcı olarak yaptığı hiçbir çalışma yok, kalıcı bir bina yok, devletin yapmış olduğu bir hizmette yok. Yıldırım bu anlamada devlet hizmetlerinin verilmediği, özellikle sosyal hizmetin çok zayıf olduğu bir bölge. Belediye başkanımız tamamen işi kentsel dönüşüme atmış durumda. Kentsel dönüşüm geldiğinde Yıldırım’da her şey rahatlamış olacak, kentsel dönüşüm olmadan hiç bir sorunu çözemeyiz anlayışı içinde. Kentsel dönüşüm demek yolun altındaki 50 bin binanın yıkılması demek, bunun yanında Ankara Yolu’nun üzerinde kalan eski binaların da kentsel dönüşüme girmesi demek. Bu şekilde baktığımız zaman Yıldırım en az yarısının ketsel dönüşümle beraber yenilenmesi gerekiyor bu çalışmayı bir sürece yaydığımız zaman 15- 20 yıllık bir süreç gerekiyor. Başkan da bu şekilde ifade etti. Peki başkan bu 15-20 yıllık süreçte ne yapacak? Biz kentsel dönüşümü beklemeye devam edersek Yıldırım’ın en az 20 yılının bekleme üzerine geçeceğini görüyoruz. Muhtarlar görüşüyoruz, geçtiğimiz günlerde muhtarlarla bir araya geldik, onların fikirlerini sorduğumuzda, Yıldırım Belediyesi’nin eksikleri sorduğunu fakat bir yıldır hala aynı mantıkta hareket edildiğini söylüyorlar. Yıldırımda aynı zamanda son derece önemli bir şuyulama sorunları var, hisseli arazilere yapılmış olan binalardan dolayı hiç kimse binanın sahibi değil, herkesin müstakil tapularının olması gerekiyor. Evet bu kentsel dönüşümle birlikte yapılabilir ama kentsel dönüşüm yapılmayacaksa ya da çok uzun bir vadede yapılacaksa bununla ilgili mutlaka şuyulama çalışmalarının tamamlanması ya da belli bir noktaya getirilmesi gerekiyor. Yıldırım’ın en büyük sorunları arasında kentsel dönüşüm ve şuyulama çalışması geliyor. Yıldırım halkı da artık yaşam kalitesinin düzelmesini istiyor, daha sağlıklı daha rahat bir yaşam alanı istiyor. Sosyal imkanların gelişmesini bekliyor, halen sokak çeşmelerinde su alan insanlar var, kaçak yapıların hali ortada, insanlar oraya ev yapmışlar ama su, elektrik, yol yok. Bazı yasal düzenlemeler yapılarak insanları bu mağduriyetten kurtarmak gerekiyor. Evet binalar kaçak, ama bu insanlar bu binaları yaparken de orası kaçaktı şimdi de kaçak, bir çözüm bulunmazsa bir 20 yıl daha o binalar kaçak olacak.

Kaçak yapıları yasallaştırmak bu durumun önünü açmaz mı?

Bu planlama geçmiş dönem iktidarların eseri, 1999-2004arasında görev yapmış Demokratik Sol Partisi’nin ayırdığımızda tamamen sağ iktidarların popülist yaklaşımlarıyla meydana geldi. Ama bunun asıl sorunda Bursa’nın hangi noktaya gittiğini göremeyen o dönemde görev yapmış yerel iktidarların çalışması. Zamanında konut alanları iyi yapılansaydı, göçün etkisi hesaplansaydı bugün bu kadar çok kaçak yapımız olmazdı.

277 LİRA ÖDEMEYLE EV SAHİBİ OLACAKLAR!

TOKİ MÜTEAHHİTLERİN RAKİBİ OLDU!

TOKİ bugün amacı dışına çıktı, müteahhitlere rakip konumuna geldi, hatta zor duruma düşmüş büyük inşaat firmalarının da destekçisi, kurtarıcısı konumuna geldi. TOKİ, toplu konut idaresi’nden çıkıp özel konutlar yapan bir oluşum haline geldi. TOKİ’nin kuruluş amacına dönmesi gerekiyor. Yoksul insanların kurtarıcısı olmalı. biz Cumhuriyet Halk partisi olarak ayda 277 lira ödemeyle hiç evi olmayan ve ihtiyacı olan insanlara toplu konut idaresi tarafından konut yapılması yine projelerimiz arasında. TOKİ’nin yaptığı konutların yüksel olmasının nedeni, hem inşaat maliyetini hem de yer maliyetini alması, oysa çoğu hazine arazisi, ücretsiz ama vatandaştan yer maliyeti alıyor.

Seçimlerden sonra gündeme gelecek olan başkanlık sistemiyle ilgili görüşleriniz nelerdir?

Cumhuriyet Halk Partisi olarak başkanlık sistemini desteklemiyoruz. Türk tipi başkanlık sisteminde yürütmenin, yasama ve yargı üzerinde daha hakim olan bir sistem olarak görülüyor. Bu nedenle parlamenter sistemin kuvvetler ayrılığında yasama, yürütme, yargının her birinin kendi görevini yaptığı doğru bir sistem olduğunu üşünüyoruz. Hiç bir şekilde Türkiye’nin önünü tıkadığını da düşünmüyoruz. Aksine Türkiye’nin önünü tıkayan başkanlık sistemini kullanarak daha totaliter daha dikta bir rejimi amaçlayan sistem olduğunu düşünüyoruz.

Siyasi kariyer hedefiniz nedir?

Ben 3 yıldır ilçe başkanlığı yapıyorum. Ben bu dönem de milletvekilliğine aday olmadım. Ben Yıldırım’da iki dönem ilçe başkanlığı düşünmüştüm. Gelecek ne getirir bilemiyorum, şu an ilçe başkanıyım görevimiz Bursa’da ve özellikle Yıldırım’da en fazla oyu almak, partimizi bir adım yukarıya taşımak. Benim için önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımak için çalışmak, eksiklerimiz olabilir ama Türkiye’nin en demokratik partisi olduğumuzu söylemek istiyorum. Adaylarımızı belirlerken de yine çok demokratik bir yol izledik. Biz belediye meclis üyelerimizi de ön seçimle belirledik, milletvekili adaylarımızı da aynı şekilde belirledik.

Yerel ve genel seçimlerde aldığımız oy oranları değişiyor. Genel seçim de yüzde 19’du, yerel seçimde yüzde 16. Bizim şimdiki hedefimiz yıldırımda yüzde 30’u bulmak. zaten Yıldırım’da yüzde 30’u bulduğumuzda Türkiye’de de çok rahat iktidar olacağımızı düşünüyorum. Genel merkezimiz tarafından Türkiye’yi yönetecek politikalarımızın titizlikle hazırlandığını çok rahat söyleyebilirim, her kesime yönelik bir seçim bildirgemiz var, somut hedeflerimiz var, seçmenin dikkate aldık. Bütün teşkilatımız aynı söylemler üzerinden yola çıktık.

Yoruma Kapalı

Sizin İçin Seçilen

Vali Yakup Canbolat’ın “3 Aralık Dünya Engelliler Günü” Mesajı

“3 Aralık Dünya Engelliler Günü”, toplumsal farkındalığın artırılarak, toplumun önemli bir…