<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Özdemir &#8211; Bursa Söylem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.bursasoylem.com/author/aliozdemir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bursasoylem.com</link>
	<description>Bursa&#039;nın hür sesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 19:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>GÜVEN!</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/22/guven-2/</link>
					<comments>https://www.bursasoylem.com/2026/06/22/guven-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 19:13:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=328654</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde bazı yurttaşlarımız çocuklarına ‘GÜVEN’ adını verdiklerini biliyoruz. Sizce NEDEN bu ismi kullandıkları soranları duyar gibim. Güven adı; korku, kuşku ve çekinme duymadan bir kişiye bağlanma, inanma, emniyet ve itimat gibi son derece güçlü, olumlu duyguları simgelediği için tercih edilir. Taşıdığı bu sağlam karakter özellikleri sayesinde, ebeveynler tarafından çocuklarına sıkça konulan Türkçe kökenli isimlerden biridir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ülkemizde bazı yurttaşlarımız çocuklarına ‘GÜVEN’ adını verdiklerini biliyoruz.</p>



<p>Sizce NEDEN bu ismi kullandıkları soranları duyar gibim.</p>



<p><strong>Güven adı;</strong> korku, kuşku ve çekinme duymadan bir kişiye bağlanma, inanma, emniyet ve itimat gibi son derece güçlü, olumlu duyguları simgelediği için tercih edilir.</p>



<p>Taşıdığı bu sağlam karakter özellikleri sayesinde, ebeveynler tarafından çocuklarına sıkça konulan Türkçe kökenli isimlerden biridir.</p>



<p>●●●</p>



<p>İnsan hayatının vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri olan güven, aynı zamanda kazanılması en zor şeylerden biridir.</p>



<p>Bir insana güven kapılarını açıyorsanız, hayal kırıklığına uğrama ihtimalini de göze almalısınız.</p>



<p>Çünkü güvenmek aynı zamanda risk almaktır.</p>



<p>Bir kez kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok zordur.</p>



<p>Günümüzde kahvede, sokakta çok konuşturulan ve toz duman giden bir siyaset arenası var.</p>



<p><strong>Kim, kimle?</strong></p>



<p><strong>Ne, neyin?</strong></p>



<p><strong>Ve</strong></p>



<p><strong>Niçin? Soruları sorulmakta…</strong></p>



<p>Hiç düşündünüz mü, siz en çok kime güveniyorsunuz?</p>



<p>Hayatın bana öğrettiği şeylerden biri, <strong>“Bana güvenebilirsin” </strong>diyenlere temkinli yaklaşmaktır.</p>



<p>Sözler bazen öyle kolay ağızdan çıkar ki&#8230;</p>



<p>Bu yüzden insanların söylediklerine değil, yaptıklarına bakmak gerekir. Çünkü aslında insanlar sözleriyle değil, davranışlarıyla konuşurlar.</p>



<p>İşte bu yüzden güven, vaatlerle değil, zaman içinde tutulan sözlerle ve sergilenen davranışlarla oluşur.</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yıllardır ‘Adalet’ yürüyüşü yapanlara mı?</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ‘Yürüyüş’ yapanlara mı?</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> 3 Y (Yasaklar, Yokluk ve Yolsuzluğu) bitirmek için ayakta duranlara mı?</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> “Tarlaya beton ektik, tarımı bitirdik!” diyenlere mi?</strong></p>



<p>Ama yine de insan güvenmek ister.</p>



<p>Güven deyince birçok kişinin aklına ilk olarak babası gelir.</p>



<p>Zamanla aile yapıları değişiyor, yaşam koşulları farklılaşıyor ve babalığın anlamı her kuşakta yeniden şekillense de…</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Toplumun babalığa bakışı değiştikçe, babaların çocuklarıyla kurduğu ilişki de maalesef değişiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bursasoylem.com/2026/06/22/guven-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davranış Kültürü</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/18/davranis-kulturu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:40:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=328253</guid>

					<description><![CDATA[Geçen hafta; Amerika’da FIFA 2026 Dünya Kupası F grubu ilk maçında Hollanda ve Japonya 2-2 berabere kalırken maç sonunda Japon taraftarların yaptığı davranış kültürü gündem oldu. Karşılaşmanın sonunda; taraftarlar tribünlere mavi çöp torbalarıyla geldiler ve çöpleri toplamak için tribünler arasında dolaştılar. Bu örnek davranış, Dünyada çok konuşuldu. Japon kültürü, kökleri tarih öncesine dayanan ve yüzyıllar &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçen hafta; Amerika’da FIFA 2026 Dünya Kupası F grubu ilk maçında Hollanda ve Japonya 2-2 berabere kalırken maç sonunda Japon taraftarların yaptığı davranış kültürü gündem oldu.</p>



<p>Karşılaşmanın sonunda; taraftarlar tribünlere mavi çöp torbalarıyla geldiler ve çöpleri toplamak için tribünler arasında dolaştılar.</p>



<p>Bu örnek davranış, Dünyada çok konuşuldu.</p>



<p>Japon kültürü, kökleri tarih öncesine dayanan ve yüzyıllar boyunca Asya, Avrupa ile Kuzey Amerika&#8217;dan etkiler alarak evrimleşen, geleneksel ile moderni harmanlayan eşsiz bir değerler bütünüdür. Saygı, doğa sevgisi, estetik, disiplin ve toplumsal uyum bu kültürün en temel taşlarını oluşturur.</p>



<p>●●●</p>



<p><strong>İnsan doğarken çevresini, ailesini ve arkadaşını seçemez, ama hayatını paylaşacağı eşi ve dostlarını kendi seçer.</strong></p>



<p><strong>Ve aslında bu, insanın hayatındaki en önemli seçimlerden biridir.</strong></p>



<p>Burada canlıların iç ve dış uyaranlara karşı gösterdikleri her türlü bilişsel, duygusal ve fiziksel tepkilerin bütünü ortaya çıkıyor.</p>



<p><strong>Bizde NELER oluyor?</strong></p>



<p>Ülkemizde HÂLÂ birçok insan başkalarını değiştirebileceğine inanır.</p>



<p>Oysa insanların davranışları zaman zaman değişse de karakterleri kolay kolay değişmez.</p>



<p>Çünkü bir insanın gerçek karakteri, kendisinden güçlü olanlara gösterdiği nezakette değil, kendisinden daha güçsüz olanlara gösterdiği merhamet ve adalette ortaya çıkar.</p>



<p>Bunun asıl faktörü &nbsp;iki yüzlülüktür.</p>



<p>Aramızda o kadar çok insan var ki;</p>



<p><strong>● Bazı insanlar, zihniyeti değiştirmek yerini kendi koltuğunu düşünür&#8230;</strong></p>



<p><strong>● Yaşadığı alanı her an kirletir. Vandalizm kültürünü sergiler&#8230;</strong></p>



<p><strong>● İnsan ilişkilerinde ise; örnek davranış kültürü çok zayıftır.</strong></p>



<p><strong>● Aileden aldığı terbiye o kadar çok yetersizdir ki; çevresine zarar vermekten zevk alır.</strong></p>



<p><strong>● İnsan yalnızca yaşadığı olayları değil, yanında tuttuğu insanların da sonucudur.</strong></p>



<p>Bu arada; bu tip insanlar yalnızca hayatımıza girmez, zamanla hayatımızı şekillendirir.</p>



<p>En mutlu anlarımızı, en zor günlerimizi, kararlarımızı, alışkanlıklarımızı ve hatta dünyaya bakışımızı etkiler.</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Doğru insanlar; insanı güçlendirir, geliştirir ve hayatı kolaylaştırır.</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yanlış insanlar ise yıllarca sürecek üzüntülerin, hayal kırıklıklarının sebebi olabilir.</strong></p>



<p>Bu yüzden insanın yalnızca bir arkadaş, bir ülke seçmesi değil; nasıl bir hayat yaşayacağını, kim olacağını ve geleceğini de seçmesidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tersine ‘GÖÇ’</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/16/tersine-goc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 04:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=327993</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde birçok insan tam tersini hayal ediyor&#8230; İnsan oğlu; daha önce kırsal bölgelerden büyük şehirlere veya gelişmiş ülkelere doğru yaşanan göç hareketlerinin aksi yönünde ilerleyerek; kalabalık metropollerden daha küçük yerleşim yerlerine, kasabalara veya kırsal alanlara geri dönmek isteyenler çoğaldı. Daha az eşya, daha az kalabalık, daha az gürültü ve daha yavaş bir yaşam ve günümüzün &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüzde birçok insan tam tersini hayal ediyor&#8230;</p>



<p>İnsan oğlu; daha önce kırsal bölgelerden büyük şehirlere veya gelişmiş ülkelere doğru yaşanan göç hareketlerinin aksi yönünde ilerleyerek; kalabalık metropollerden daha küçük yerleşim yerlerine, kasabalara veya kırsal alanlara geri dönmek isteyenler çoğaldı.</p>



<p>Daha az eşya, daha az kalabalık, daha az gürültü ve daha yavaş bir yaşam ve günümüzün can sıkıcı haberlerinden uzaklaşma…</p>



<p>Nedeni; şehirlerdeki keşmekeşlik, trafik, kalabalık veya hayat pahalılığı mı?</p>



<p>Yoksa &nbsp;mesele bundan biraz daha fazlası mı?..</p>



<p>Tabi ki daha fazlası:</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eskiden yaşanan ÖZ GÜVEN,</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yardımlaşma, hak hukuk çerçevesin de paylaşım,</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Diyalog kurabilme ve sağlık bir yaşamdı…</strong></p>



<p>Şimdi ne oldu da bunları kaybettik?</p>



<p><strong>● Koltuk sevdası, sadece kendini korumak için yapılan kanunsuz, hukuksuz işler…</strong></p>



<p><strong>● Bir birinin yolunu kesme…</strong></p>



<p><strong>● Şehirlerin agresif hali ve piyasaların durumu…</strong></p>



<p><strong>● Sabahın erken saatlerinde aceleyle hazırlanan kahveler, tıklım tıklım metrolar, bitmek bilmeyen e-postalar ve yapay ışıklar altında akıp giden saatler.</strong></p>



<p>Bu yaşanan hayat; sizi de yoruyor mu?..</p>



<p>Veya; içinizden yükselen o sesi duyuyor gibiyim: <strong>“Her şeyi bırakıp gitmek istiyorum.”</strong></p>



<p>Bir zamanlar insanların hayali büyük şehirlerde yaşamak, iyi bir iş bulmak ve modern hayatın sunduğu imkânlara ulaşmaktı.</p>



<p>Ama şimdi tam tersi olmaya başladı.</p>



<p>İnsan binlerce yıl boyunca doğayla birlikte yaşayacak şekilde evrimleşti. Günün büyük kısmı açık havada geçiyor, diğer insanlarla yüz yüze iletişim kuruyor ve hayat daha yavaş ilerliyordu.</p>



<p>Bugün ise çoğumuz günün büyük bölümünü kapalı alanlarda geçiriyoruz.</p>



<p>Sürekli ekranlara bakıyor, sürekli elimizdeki telefonda yüzlerce bildirim alıyor, onlarca karar vermek zorunda kalıyoruz. Şehrin uğultusu, bitmeyen trafik ve korna sesleri&#8230;</p>



<p>Beynimiz dinlenmeye fırsat bulamadan yeni bir bilgiyle karşılaşıyor. Üstelik artık sadece çalışırken değil, dinlenirken bile yoruluyoruz. Telefonu elimize aldığımızda birkaç dakika bakıp bırakmak yerine yüzlerce görüntü, haber ve yorum arasında dolaşıyoruz.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <strong>Ruhumuz, zamanın daha yavaş aktığı yerleri özlüyor.</strong></p>



<p>Bu yüzden birçok kişi köye taşınıyor ama bir süre sonra aynı stresi orada da yaşamaya başlıyor.</p>



<p>Tersine göç temelinde; özlenen şey zihinsel sessizlik…</p>



<p>Belki de asıl ihtiyaç duyduğumuz şey yaşadığımız yeri değiştirmek değil, yaşama biçimimizi değiştirmek.</p>



<p>Çünkü insanı en çok yoran şey hiç dinlenmeye fırsat bulamayan zihni.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarımda NEREDEN NEREYE?</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/11/tarimda-nereden-nereye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=327649</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, temel tarım ürünlerinde kendine yeterliliğini 1980&#8217;li yılların başlarına kadar büyük ölçüde sürdürmüş, kendi halkını doyurmanın yanında önemli bir ihracatçı konumunda olmuştur. Özellikle 1939 yılında buğday ithalatı durdurularak kendi kendine yeterlilik sağlanmış, cumhuriyetin ilk yıllarından 1980&#8217;lere kadar bu yapı korunmuştur. Ancak 1980&#8217;lerden sonra uygulanan serbest piyasa politikaları, 1995 yılındaki Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmaları ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye, temel tarım ürünlerinde kendine yeterliliğini 1980&#8217;li yılların başlarına kadar büyük ölçüde sürdürmüş, kendi halkını doyurmanın yanında önemli bir ihracatçı konumunda olmuştur.</p>



<p><strong>Özellikle 1939 yılında buğday ithalatı durdurularak kendi kendine yeterlilik sağlanmış, cumhuriyetin ilk yıllarından 1980&#8217;lere kadar bu yapı korunmuştur.</strong></p>



<p>Ancak 1980&#8217;lerden sonra uygulanan serbest piyasa politikaları, 1995 yılındaki Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmaları ve küreselleşme ile birlikte bu durum değişmiştir.</p>



<p><strong>Şimdi NE OLDU?</strong></p>



<p><strong>● Yetiştirdiğimiz ürünlerin pek çoğu nüfusumuza yetmiyor.</strong></p>



<p><strong>● Çiftçi istenen desteğe ulaşamıyor.</strong></p>



<p><strong>● Tarımsal girdi maliyetleri çok arttı da ondan!</strong></p>



<p>Eski yıllarda dünyada kendi kendine yeten <strong>7 harika ülkeden</strong> biriydik. Şimdi saman bile ithal eder hale geldik. 126 ülkeden 133 çeşit tarım ürünü ithal ediyoruz.</p>



<p><strong>Mesela:</strong></p>



<p><strong>Ay çiçeği, Moldova ve Bulgaristan’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Arpa, Fransa ve Danimarka’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Buğday, Ukrayna ve Rusya’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Mısır, Rusya’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Pirinç, Amerika ve Rusya’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Kuru fasulye, Meksika, Hindistan ve Arjantin’den&#8230;</strong></p>



<p><strong>Nohut, Meksika ve Hindistan’dan&#8230;</strong></p>



<p><strong>Mercimek, Kanada’dan geliyor!</strong></p>



<p>Siz; şu anda fiyat artışlarını durdurmak için sert tedbirler alsanız da, ağır cezalar getirseniz de polisiye tedbirlerle fiyatlar düşmez&#8230;</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ülkede mutlaka planlı üretimin arttırılması,</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Arz ve talebin dengeye getirilmesi lâzım&#8230;</strong></p>



<p>Arz düşük, talep yüksek oldukça fiyatlara hâkim olmak mümkün değildir.</p>



<p>Zorlanırsa bu defa karaborsa felâketi başlar!</p>



<p><strong>Gıda fiyatları neden artıyor?</strong></p>



<p>Devletten yeterli destek görmeyip öksüz ve yetim bırakılan tarım sektörümüz bizi doyuramıyor da ondan!</p>



<p><strong>Türkiye&#8217;nin ekonomisi ne zaman düzelir?</strong></p>



<p>Türkiye ekonomisinin kalıcı bir istikrara kavuşması ve vatandaşın hissettiği ekonomik rahatlamanın sağlanması, uygulanan sıkı para politikalarına ve yapısal reformların hızına bağlıdır.</p>



<p>Enflasyonun tek haneye inmesi, döviz kurlarında öngörülebilirlik sağlanması ve yatırımların artması ile kalıcı toparlanmanın zaman alacağı öngörüsünü paylaşanlar çoğunlukta…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duyan Var Mı?</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/08/duyan-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=327266</guid>

					<description><![CDATA[İç hesaplaşma, siyasi kargaşa ve çevremizdeki savaş memleketin dertlerini unutturuyor GİBİ GÖRÜNÜYOR… Son bir haftada; Türkiye genelinde gıda fiyatlarında aylık bazda ortalama %0,48 oranında bir ucuzlama (gerileme) yaşanmış. Ancak yıllık bazda bakıldığında gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında %34,86 artış devam etmektedir. Mevsimsel ürünlerin (özellikle domates, biber, patlıcan, kabak gibi sebzeler) etkisiyle fiyatlarda %22&#8217;ye varan düşüşler &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İç hesaplaşma, siyasi kargaşa ve çevremizdeki savaş memleketin dertlerini unutturuyor GİBİ GÖRÜNÜYOR…</p>



<p>Son bir haftada; Türkiye genelinde gıda fiyatlarında aylık bazda ortalama %0,48 oranında bir ucuzlama <strong>(gerileme) </strong>yaşanmış.</p>



<p>Ancak yıllık bazda bakıldığında gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında %34,86 artış devam etmektedir.</p>



<p>Mevsimsel ürünlerin (<strong>özellikle domates, biber, patlıcan, kabak gibi sebzeler)</strong> etkisiyle fiyatlarda %22&#8217;ye varan düşüşler görülmüş.</p>



<p><strong>Yaz geldi.</strong></p>



<p><strong>Sebze çoğaldı.</strong></p>



<p><strong>Tabi ki azda olsa UCUZLUK başladı.</strong></p>



<p>Oysa şu anda ülkemizin en önemli sorunlarından biri <strong>“Tarım ürünlerindeki azalma!”</strong></p>



<p><strong>Tarım uzmanlarına göre:</strong></p>



<p>Buğdaydan pamuğa, mercimekten ayçiçeğine kadar tam 21 temel üründe ciddi oranda <strong>“Arz açığı” </strong>var.</p>



<p>Geçici olarak; domates, biber, patlıcan, kabak gibi sebzeler de UCUZLAMA görülse de…</p>



<p>Maalesef ürettiğimiz gıda ürünleri kendimize yetmiyor, yabancı ülkelere milyarlarca liralık döviz ödeyerek ihtiyacımızı karşılıyoruz ama fiyatlar da uçuyor.</p>



<p>Yediğimiz her ürün bize çok pahalıya patlıyor.</p>



<p><strong>Gıda fiyatları neden artıyor?</strong></p>



<p>Türkiye&#8217;de gıda fiyatlarının dünya fiyatlarına göre yüksek olmasının temel nedenleri; Döviz kuru kaynaklı maliyet artışları, düşük tarımsal verimlilik, Tedarik zincirindeki aksaklıklar, enflasyonist beklentiler ve tarım politikalarındaki yapısal sorunlardı</p>



<p>Ülkemizde çiftçiye yeterli destek yok da ondan&#8230;</p>



<p>Desteğin adı var, kendisi yok!</p>



<p>Yasa gereği devlet tarafından üreticilere verilmesi gereken 722 milyar liralık desteğin sadece 168 milyar lirasını ödendi, bu da çok yetersiz kaldı tabii ki&#8230;</p>



<p>ÇKS <strong>”Çiftçi Kayıt Sistemi</strong>” ne kayıtlı çiftçi sayısının ciddi oranda azalarak <strong>2 milyon 300 bine</strong> gerilediği belirtiliyor.</p>



<p><strong>Çiftçi sayısı neden azalıyor?</strong></p>



<p>Tarımdaki yetersiz destek, plansızlık ve artan maliyetler, insanların üretimi bırakıp<strong> kentlere göç etmelerine </strong>sebep oluyor.</p>



<p>Bursa Karacabey’li bir çiftçi:</p>



<p><strong>“Bu işin ilaçlaması var, sulaması, elektriği mazotu, gübresi, tohumu var. Bizi en çok zorlayan giderler elektrik, mazot ve gübre. Bunların parasını ödediğimizde elimizde bir şey kalmıyor!”</strong> diyorlar.</p>



<p>İktidarın çiftçilere desteği arttırması, Hollanda da yapılan tarım reformu gerekiyor.</p>



<p>Bu siyasi kargaşada; çiftçinin çığlığı duyulmazsa gelecek günler hiç de güzel olmayacak!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fırıldak</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/05/firildak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 19:44:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=327027</guid>

					<description><![CDATA[Ferfere, firfirik, rüzgârda dönen tüylü tekerlecik, fırıldağı&#8230; Günümüzde bu kelime herkesin ve her kesimin dilinde dolaşıyor. Bu kelime küfür değil.                                                                                                              Gündelik dilde &#8220;sözünden dönen, güvenilmez veya kaypak&#8221; anlamlarında kullanılan &#8220;fırıldak&#8221; kelimesi ağır eleştiri veya kaba söz olarak değerlendirilmekte olup, Yargıtay kararlarına göre doğrudan hakaret suçu (sövme) sayılmamaktadır. İstekleri olmayan, koltuğunu kaybedenler veya koltuğundan olma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ferfere, firfirik, rüzgârda dönen tüylü tekerlecik, fırıldağı&#8230;</p>



<p>Günümüzde bu kelime herkesin ve her kesimin dilinde dolaşıyor.</p>



<p>Bu kelime küfür değil.                                                                                                                           Gündelik dilde <strong>&#8220;sözünden dönen, güvenilmez veya kaypak&#8221; </strong>anlamlarında kullanılan <strong>&#8220;fırıldak&#8221;</strong> kelimesi ağır eleştiri veya kaba söz olarak değerlendirilmekte olup, Yargıtay kararlarına göre doğrudan hakaret suçu <strong>(sövme)</strong> sayılmamaktadır.</p>



<p><strong>İstekleri olmayan, koltuğunu kaybedenler veya koltuğundan olma korkusu yaşayanlar, bu ortama ayak uydurmaya, can pahasına bu yola baş vurmaktalar…</strong></p>



<p>Günlük dilde fırıldak kelimesi,<strong> &#8220;Fırıldak gibi insan&#8221;,</strong> düşüncelerini ve tavırlarını kendi çıkarlarına göre sürekli değiştiren, sözünde durmayan ve güven vermeyen kişileri tanımlamak için kullanılan mecazi bir deyimdir. Tıpkı rüzgâra göre yön değiştiren fırıldak oyuncağı gibi, bu kişiler de ortama ve menfaatlerine göre kolayca şekil değiştirirler.</p>



<p>Bu ifadeyi özetleyen temel özellikler şunlardır:</p>



<p><strong>● Güvenilmezlik:</strong> Ne zaman ne yapacağı kestirilemez, söyledikleriyle yaptıkları genellikle tutarsızdır.</p>



<p><strong>● Menfaatçilik:</strong> Olaylar veya rüzgâr hangi yönden eserse, çıkarları nereyi gösterirse o tarafa dönerler.</p>



<p><strong>● Döneklik:</strong> Dün savunduğu bir fikrin, şartlar değiştiğinde tam tersini savunabilecek esnekliğe (omurgasızlığa) sahiptirler.</p>



<p>Son günlerin en önemli gündemi bunlar mı olmalı?</p>



<p><strong>HAYIR, DİYENLER ÇOĞUNLUKTA…</strong></p>



<p>Çünkü; <strong>Ekonomide sıkışma,<br>Adalet duygusunda yaralanma,<br>Gelecek duygusunda eksilme,</strong></p>



<p><strong>İnsanların sadece sofrasını değil, umudunu da küçültüyor değil mi?.</strong></p>



<p>Maalesef; sosyal medyada dolaşan yüzlerin büyük kısmı artık gerçek insan yüzleri değil. Filtrelerle düzeltilmiş, uygulamalarla şekillendirilmiş, estetik operasyonlarla birbirine benzetilmiş yüzler gibi değil mi?</p>



<p>Bugün bazı TV kanallar, bize kusursuz görüntüler sunuyor olabilirler. Ancak her geçen gün biraz daha anlıyoruz ki insanı değerli yapan kusursuz görünmesi değil, gerçek olmasıdır.</p>



<p><strong>Daha derinde bir güvensizlik, bir yorgunluk, bir </strong><strong>“daha ne olacak?” </strong><strong>hissi varken; </strong><strong>HALUK BİLGİNER’ </strong><strong>in güzel bir sözünü hatırlayalım:</strong></p>



<p><strong>&nbsp;“ İnsanlara vazgeçilmez olduklarını, onlardan vazgeçerek öğretiriz.”</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuyanlar, UYANDI!</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/06/01/uyuyanlar-uyandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=326477</guid>

					<description><![CDATA[Yeni nesil küresel elitlerin gösterişi artık yatlar, jetler, katlar ya da milyar dolarlık kripto cüzdanlar değil. Bugünün nihai güç simgeleri biyolojik birer cepheye dönüştü&#8230;&#160; 500 Bin gönüllünün yer aldığı İngiltere&#160;Biobank&#160;verilerine dayanan bu çalışma, biyolojik yaşlanma saatlerini inceleyerek kan dondurucu bir gerçeği ortaya koydu. Sadece uykusuzluk değil, fazla uyumak da bizi hızla çürütüyor. ♥ Uzun Yaşam&#160;(Longevity),&#160; &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeni nesil küresel elitlerin gösterişi artık yatlar, jetler, katlar ya da milyar dolarlık kripto cüzdanlar değil.</p>



<p>Bugünün nihai güç simgeleri biyolojik birer cepheye dönüştü&#8230;&nbsp;</p>



<p>500 Bin gönüllünün yer aldığı İngiltere&nbsp;<strong>Biobank&nbsp;</strong>verilerine dayanan bu çalışma, biyolojik yaşlanma saatlerini inceleyerek kan dondurucu bir gerçeği ortaya koydu.</p>



<p><strong>Sadece uykusuzluk değil, fazla uyumak da bizi hızla çürütüyor.</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Uzun Yaşam</strong>&nbsp;(Longevity),&nbsp;</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Sağlık Süresi</strong>&nbsp;(Healthspan)</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yaşam Süresi&nbsp;</strong>(Lifespan).</p>



<p>Tıp dünyasında&nbsp;<strong>“Goldilocks Fenomeni”</strong>&nbsp;olarak adlandırılan bu duruma göre, ne çok az ne çok fazla; her şey tam kararında olmak zorunda. Araştırmanın belirlediği ve sağlıklı yaşlanmanın anahtarı kabul edilen o sihirli&nbsp;<strong>“tatlı nokta”</strong>&nbsp;(sweet spot) ise tam olarak&nbsp;<strong>6 saat 24 dakika ile 7 saat 48 dakika arası uykuyu&nbsp;</strong>işaret ediyor.</p>



<p>Kendini bilenler; fazla uyumayı tercih etmedikleri kesin.</p>



<p>★★★</p>



<p>Bu günlerin konusu; ‘<strong>MUTLAK&nbsp; BUTLAN’</strong></p>



<p>Uyumayan ve Sürekli farklı Medyayı &nbsp;(<strong>radyo, televizyon, internet)&nbsp;</strong> İzleyen artık çoğunlukta…</p>



<p>Başka yerleri bırakıp kendimize bakarsak karşımıza; 3 tip medya çıkıyor.</p>



<p><strong>-Kendini güce ve iktidarlara satmış olanlar.</strong></p>



<p><strong>-Para ve hapis cezaları dahil her şeyi göze alan ve yayınlarını korkusuzca sürdürenler.</strong></p>



<p><strong>-Magazin medyası.</strong></p>



<p>Bu Medyalar neler yapıyor?</p>



<p><strong>Birilerini MAZLUM, birilerini HIRSIZ, birilerini KAHRAMAN yapıyor.</strong></p>



<p>Geçen gün; koca afişlerin üzerinde CHP’nin&nbsp;<strong>Kayyum Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’</strong>nun büyük boy bir fotoğrafı vardı ve yanında&nbsp;<strong>“Yalnız değilsin. Seninleyiz KAHRAMAN KEMAL”</strong>&nbsp;yazılıydı.</p>



<p><strong>“Vay canına!”</strong>&nbsp;</p>



<p>Demek ki,&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu</strong>&nbsp;yaman bir kahramanmış, haberimiz yok!</p>



<p><strong>Peki, ne yapmış da KAHRAMAN olmuş?</strong></p>



<p><strong>Bilmediğimiz bir savaşı mı kazandı?</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Uyumayanlar…</strong></p>



<p><strong>Soranlar çoğunlukta…</strong></p>



<p><strong>Tebessüm</strong></p>



<p>Açıkgöz delikanlı&#8230;</p>



<p>Genç adam, aynı zamanda siyasi bir partinin&nbsp;<strong>“il başkan yardımcısı”</strong>&nbsp;olan bir şirket sahibini&nbsp;il başkanına&nbsp;şikâyet eder:</p>



<p><strong>“Efendim, yardımcınız olan şirket sahibi Rıza Bey, benim 10 milyon dolar sahibi olmamı engelledi!”</strong></p>



<p>İl başkanı sorar:</p>



<p><strong>“Peki, Rıza Bey ne yaptı da zengin olmanı engelledi?”</strong></p>



<p><strong>“Kızını istedim, vermedi efendim!”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonrası ‘Öfke’ Butlanı Mı?</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/05/25/sonrasi-ofke-butlani-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 11:17:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=326166</guid>

					<description><![CDATA[Mutlak Butlan hukukumuzda şöyle tanımlanır: Bir işlemin başından itibaren geçerlilik şartlarından yoksun olduğu durumuna BUTLAN denir. Arapça kökenli sözcük “geçersiz kalma, yok hükmünde olma” anlamına geliyor. ♥ Nazım Hikmet’in o müthiş “Bir Provokatör üzerine Hiciv Denemeleri” şiirinde söylediği gibi “tarihte bir virgül bile olmaya” layık değiller, isimleri bile hatırlanmayacak! ♥ Hintli bir deneme yazarı olan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Mutlak Butlan</strong> hukukumuzda şöyle tanımlanır:</p>



<p>Bir işlemin başından itibaren geçerlilik şartlarından yoksun olduğu durumuna BUTLAN denir.</p>



<p>Arapça kökenli sözcük <strong>“geçersiz kalma, yok hükmünde olma” </strong>anlamına geliyor.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Nazım Hikmet’in o müthiş <strong>“Bir Provokatör üzerine Hiciv Denemeleri” </strong>şiirinde söylediği gibi <strong>“tarihte bir virgül bile olmaya” </strong>layık değiller, isimleri bile hatırlanmayacak!</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Hintli bir deneme yazarı olan <strong>Pankaj Mishra,</strong> günümüzde popülist siyasetin yükselişini bu öfke siyaseti ile tarif ediyor. Yeni tip popülist liderler vatandaşları bir projeye değil bir duyguya ikna ediyor. Vatandaş liderle rasyonel değil bir duygu durumu üzerinden özdeşlik kuruyor. Bana ne vadediyor değil. Benim kadar öfkeli mi, benim kadar üzülüyor mu?                                                                                                                                                                                                                                                    Lideri takip etmeyi bu özdeşlik üzerinden kararlaştırıyor.</p>



<p>●●●</p>



<p>Şimdi; gelelim yazının başlığına:</p>



<p>Bundan sonra bu ÖFKE, Butlan &#8211; yok mu sayılacak?</p>



<p>Maalesef; <strong>“Ani öfke insana enerji verebilir, hatta onu ayağa kaldırabilir; ancak yön duygusundan yoksun bir öfke kolayca manipüle edilebilir bir enerjiye dönüşebiliyor…</strong></p>



<p><strong>Öfkenin manipüle edilebilir olmasını önlemek gerekiyor. Diğer yandan kaybedilen her şeyin yasının da bir şekilde hissedilmesi gerektiğine inanıyorum.</strong></p>



<p><strong>Burada yas sözüyle geri çekilmeyi ya da içe kapanmayı kastetmiyorum. Kaybın adını koyabilme kapasitesinden bahsediyorum.”</strong></p>



<p><strong>Bir gerçek var:</strong> Popülist siyaset, artık yükselişini tamamlanmak üzere&#8230;</p>



<p>Trump’la beraber bu tip siyasetin iktidara geldiği zaman anlamlı yönetebilme yetisinden yoksun olduğunu gördük. Muhtemelen benzer tecrübeleri Avrupa’da da göreceğiz.</p>



<p>Duygusal davranıp; her alanda reddiyecilik değil de durumun gerçekçi tarifi, ardından da strateji çizilmesi şarttır.</p>



<p>Her konuda öfkeyi uzatmak zaferi getirmeyecektir!..</p>



<p><strong>Bayramımız Kutlu Olsun!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler MUTLU!</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/05/21/gencler-mutlu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 09:28:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=325726</guid>

					<description><![CDATA[TÜİK, “2025 yılında Türk halkında mutluluk oranın artığını” açıkladı ama aynı müjdeli haberin içinde “Ülkenin en büyük sorununun yine hayat pahalılığı, yoksulluk, ahlaki çürüme, adaletsizlik ve hukuksuzluk olduğunu” söylemek zorunda kaldı. İkinci cümlesi çok doğru… Eğer bir ülkenin; ekonomisi düzelmedikçe, emekliler, çiftçiler, işçiler açlığa mahkum edilirse, özgürlükler kısıtlanırsa, yargıya müdahale artarsa, sokaktaki şiddet patlarsa, vatan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>TÜİK, <strong>“2025 yılında Türk halkında mutluluk oranın artığını</strong>” açıkladı ama aynı müjdeli haberin içinde <strong>“Ülkenin en büyük sorununun yine hayat pahalılığı, yoksulluk, ahlaki çürüme, adaletsizlik ve hukuksuzluk olduğunu”</strong> söylemek zorunda kaldı.</p>



<p>İkinci cümlesi çok doğru…</p>



<p>Eğer bir ülkenin; ekonomisi düzelmedikçe, emekliler, çiftçiler, işçiler açlığa mahkum edilirse, özgürlükler kısıtlanırsa, yargıya müdahale artarsa, sokaktaki şiddet patlarsa, vatan deyip vatana ihanet edenler çoğalırsa, millet deyip arkadan vuranlar artarsa, din deyip milyonlar kandırılırsa, TUİK doğruları söylemiş olur.</p>



<p><strong>Gençler nasıl mutlu olsun?</strong></p>



<p>Eğer bir ülkede eğitim sistemi felsefeden, farklı bir din yorumundan, bir romandan, bir dünya klasiğinden korkuyorsa; <strong>o ülke nasıl gelişir?</strong></p>



<p><strong>Amerika’da öğretmenlere kaynak olarak Orhan Veli, Orhan Pamuk, Nazım Hikmet ve Mevlana, Türkiye’yi anlatmanın kapıları olarak sunuluyor.</strong></p>



<p>Batı, bizim yazarlarımızı çocuklarına ufuk diye okutuyor; biz kendi çocuklarımızı&nbsp;<strong>Victor Hugo</strong>’dan korumaya çalışıyoruz.</p>



<p><strong>Bizde yasaklanıyor.</strong></p>



<p><strong>Bir&nbsp;</strong>ülkede çocukların önüne kitap koyan öğretmen ödüllendirilir.</p>



<p><strong>Bizde kızağa çekiliyor.</strong></p>



<p><strong>Hatırlayalım:</strong></p>



<p>Takvimler 1931’in başıydı. Genç Cumhuriyet askeri zaferlerini kazanmış, saltanatı ve hilafeti kaldırmış, kendi küllerinden doğmuştu. Ancak Gazi Mustafa Kemal için asıl savaş yeni başlıyordu&#8230;</p>



<p><strong>Zihniyet savaşı.</strong></p>



<p>Anadolu yollarında&nbsp;<strong>Beyaz Tren</strong>&nbsp;ilerlerken, Atatürk’ün vagonunda memleketin geleceği konuşuluyordu. Masada devlet adamları, politikacılar ve aralarında genç bir felsefe öğretmeni de vardı&#8230;<strong>&nbsp;Hasan Âli Yücel.</strong></p>



<p>Atatürk sordu&#8230;</p>



<p><strong>“Türk milleti ne zaman kendini gerçekten kurtulmuş sayabilir?”</strong></p>



<p>Cevaplar geldi. Ekonomi diyen oldu. Ordu diyen oldu. Devrimlerin yerleşmesi gerektiğini söyleyen oldu. Sonra Atatürk, Hasan Âli’ye döndü.</p>



<p>“Sen ne diyorsun Yücel?”</p>



<p><strong>Hasan Âli Yücel</strong>’in cevabı, Cumhuriyet’in eğitim felsefesini özetliyordu:</p>



<p><strong>“Paşam, Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, işte o zaman kurtulmuş olur.”</strong></p>



<p>Masada buz gibi sessizlik oldu. Çünkü bu cevap, masada oturan bir ‘kurtarıcıya’, Atatürk’ün bizzat kendisine&nbsp;<strong>“Sana ihtiyaç kalmadığı gün başardık”</strong>&nbsp;demekti. Büyük bir cesaretti.</p>



<p>Atatürk, Yücel’i göstererek&nbsp;<strong>“Hepiniz değerli fikirler ortaya attınız ama bu çocuğun ileri attığı, bizi üstünde derin derin düşündürmeye değer bir fikirdir”</strong>&nbsp;dedi.</p>



<p>İşte bütün mesele buydu.</p>



<p><strong>Mutlu olmak herkesin hakkı.</strong></p>



<p><strong>Biat eden değil, sorgulayan GENÇLİK olsun!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Gençlik’, Gençlere Emanet!</title>
		<link>https://www.bursasoylem.com/2026/05/18/genclik-genclere-emanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 17:39:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bursasoylem.com/?p=325471</guid>

					<description><![CDATA[19 Mayıs 1919 Milli Mücadele Tarihimizde ve yeni Türk Devleti’nin kuruluşunda çok önemli yere sahip olduğundan Atatürk bu olayı hem milli kurtuluş hareketinin başlangıcı saymış, hem büyük Nutuk’unu bu olayla başlatmış. Ey Türk Gençliği!&#8230; Kendisine doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmişti. Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün, resmen 19 Mayıs 1939’dan itibaren Gençlik ve Spor Bayramı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>19 Mayıs 1919 Milli Mücadele Tarihimizde ve yeni Türk Devleti’nin kuruluşunda çok önemli yere sahip olduğundan Atatürk bu olayı hem milli kurtuluş hareketinin başlangıcı saymış, hem büyük Nutuk’unu bu olayla başlatmış.</p>



<p><strong>Ey Türk Gençliği!&#8230;</strong></p>



<p>Kendisine doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmişti.</p>



<p>Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün, resmen 19 Mayıs 1939’dan itibaren Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır.</p>



<p>Atatürk 19 Mayıs’ı resmi bayram günü olarak görememiş, buna ömrü yetmemiştir.</p>



<p>1981 e kadar bu adla anıldı.</p>



<p><strong>Milli Mücadele tarihimizdeki temel önemi ve kilit rolleri şu şekilde özetlenebilir:</strong></p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İlk Adım ve Başlangıç:</strong> Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan yola çıkarak Anadolu topraklarına adım attığı ve dağınık haldeki direniş cemiyetlerini bir çatı altında toplama sürecini başlattığı andır.</p>



<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> </strong>Bölgesel direnişleri birleştirip topyekûn bir bağımsızlık hareketine dönüştüren Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri gibi sonraki milli adımların zeminini hazırlamıştır.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <strong>Nutuk&#8217;un Başlangıcı:</strong> Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu anlattığı büyük eseri Nutuk&#8217;a doğrudan bu tarihle ve dönemin Anadolu manzarasıyla başlamıştır.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2665.png" alt="♥" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <strong>Gençliğe Emanet:</strong> Atatürk, bu günü Türk gençliğine bayram olarak armağan etmiştir. Bu vizyon, bağımsızlık meşalesini daima ileriye taşıyacak dinamik gücün ve yenilikçi vizyonun gençlikte olduğuna olan inancı simgeler.</p>



<p>Bir kanunla : “<strong>Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.”</strong> denilmiştir. Artık bu bayram, sadece Samsun’da kutlanan Gazi Günü değil, milletin bayramı olmuştur.</p>



<p>Günler geçti, <strong>‘Gençlik Bayramı’</strong> kutlamaları hep devam etti.</p>



<p>Son zamanlarda bu Bayram Kutlamaları iyice sönükleşti.</p>



<p><strong>NEDEN?</strong></p>



<p>Son Eğitim Bakanlığına koltuğuna gelenler; başka başka uygulamalara başladı.                     </p>



<p>Eğitim sistemi, yöneticiler, müfredat, ders kitapları yüzlerce kez değişti.</p>



<p>Atatürk’ün halkla birlikte kurduğu laik, demokratik eğitimi görmezden gelen kararlara imza atan sayın MEB Başkanı, üstten bir bakışla halkın hassasiyetlerine bıyık altından gülmeyi marifetten saydı.</p>



<p><strong>Neler Söyledi:</strong></p>



<p>● Meclis’te milletin vekillerine, <strong>“Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum”</strong></p>



<p>● <strong>“Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim STK dediğimiz yapılarla protokol yapmaya devam edeceğiz”</strong> diyerek tarikatları savundu.</p>



<p>● Kahramanmaraş’ta öldürülen meslektaşlarına ağlayan öğretmenler derdini anlatırken, <strong>“Şov yapmayın”</strong> bile diyebildi.</p>



<p>Kendisi siyasal bilgiler mezunu ama siyasal bilgiler dersinden sınıfta kaldı.</p>



<p><strong>Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
