BURSA SÖYLEM GAZETESİ -
$ DOLAR → Alış: 6,22 / Satış: 6,25
€ EURO → Alış: 7,32 / Satış: 7,35

OSMANLI -TÜRKİYE SAVAŞI

Fahrettin BEŞLİ
Fahrettin BEŞLİ
  • 12.07.2018
  • 374 kez okundu

Türklerin Anadolu’ya asker bir millet olarak, bir daha geri dönememek üzere girişinin bininci yılı. Kutlu olsun. Daha nice bin yıllara inşallah.

Tam bin yıl evvel, Oğuz’un Kınık Boyu’nun mensupları Çağrı Bey’in komutasında kendine yeni yurtlar aramak maksadıyla Anadolu’nun doğu kapısını araladılar ve içeri girdiler.

Bir Ermeni tarihçi Urfalı Mateos bu bilgiyi şöyle tarihe geçiriyor: “467. yılda (17 Mart 1018-16 Mart 1019) Türk olarak adlandırılan bir grubun Vaspurakan eyaletine (Van gölü çevresi) girdi… Bu zamana kadar bu cins Türk atlı askeri görülmemişti. Ermeni askerleri onlarla karşılaşınca onların acayip şekilli, yaylı ve kadın gibi uzun saçlı olduklarını gördüler.

Bundan 53 yıl sonra 26 Ağustos 1071 tarihinde Selçuklu Sultanı Alpaslan küçük ordusu ile kendinden büyük koskoca Bizans ordusunu sadece bir günde yok edercesine yendi ve İmparator RomanosDiogenes ve mahiyetini esir aldı.

Böylelikle Çağrı Bey’in araladığı Anadolu kapısını Sultan Alpaslan ardına kadar açtı.

Tarih boyunca olduğu gibi bu dönemde de Selçuklular, Gazneliler, Karahanlılar gibi Türk Devletleri düşmanları ile mücadele ederken bir taraftan da birbirleri ile harp ediyorlardı.

Türkler bu girişi takip eden 228 yıl içinde, bu coğrafyayı yurt tutup Anadolu Selçuklu Devletini kurarak sınırlarını batıya doğru büyüttüler. Ta ki Batı Roma İmparatorluğu ya da Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e bir karış mesafedeki Bilecik’e kadar.

Sonra ne oldu; yine bir Türk Boyu ve onun kudretli Beyi Oğuz’un Kayı boyuna mensup Osman Bey; Selçuklu’nun kendisine Uç Beyliği olarak tahsis ettiği Söğüt ve Domaniç civarında 1299 yılında Osmanlı Devleti’ni kurdu.

Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad’ın İlhanlılar tarafından İran’a götürülmesi sonucu oluşan otorite boşluğunun sonuçları çok vahim boyutlara ulaşmadan; Türk Sancağı Anadolu topraklarında yere düşmeden yeniden göndere çekildi.

Kurulan mütevazı devlet kuruluşundan 154 yıl sonra Konstantinopolis’i İstanbul’a çevirip kendine başkent yaptı. Bizans İmparatorluğuna ve Roma İmparatorluğu’na son verdi, bir çağı kapatıp yeni bir çağ açtı.

Yavuz Sultan Selim İslam Halifeliği’nin Osmanlı Padişahlarına geçmesini, Kanunî Orta Avrupa’da üstünlük sağladı.

Avrupa içlerine Viyana kapılarına kadar dayanıp üç kıtada 1.800.000 km² alana ve 72 millette hükmederek 623 yıllık silinmez bir Türk tarihi yazdı.

Büyük görkemli yükselişin ardından duraklama ve gerileme başladı. Avrupa’ya karşı sağlanan üstünlük son buldu, tahttan indirilmeler başladı,  devlet yönetimi sendeledi, büyük ölçüde toprak kaybedilmeye başlandı.

Çare olması için, ne Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması veya Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet gibi reformist, yenilikçi akımlar; ne de II. Abdülhamid gibi otoriter disiplinler fayda vermedi.

1’nci Cihan Harbi sonunda müttefiklerimiz yenik olduğu için biz de mağlup sayıldığımızdan ötürü Hasta Adam ilan edilip Osmanlı Devleti’mizin mirası talan edilmek istendi.

Hasta adam ölmek üzere iken yine bir Türk Beyi Mustafa Kemal çıktı; Sevr Antlaşması ve Anadolu’nun işgaline karşı bir Kurtuluş Savaşı başlattı ve zaferle sonuçlandırdı.

Dünyanın siyasi düzleminde büyük değişimler oluyor büyük imparatorluklar birer birer devrilip yerlerine ulus devletler kuruluyordu.

Mustafa Kemal’de bu doğrultuda kadim Türk Devleti’nin devamı ve bir kez daha sancağın yere düşmeden göndere çekilmesi için saltanat sistemi ile birlikte Osmanlı Devleti’ne son verip yerine yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından kapsadığı alanda pek çok devlet ortaya çıkmış olmakla birlikte Arnold Joseph Toynbee gibi bazı tarihçilere göre Osmanlı İmparatorluğu’nun tek ardıl devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Birbiri ardına bir bayrak yarışı gibi devredilen devlet mührünün seyrini anlatan bu özet Türkün Anadolu’daki tarihidir.

Bu tarihin baş aktörleri ve kahramanları olan Selçukluyu Osmanlı ile Osmanlıyı Türkiye Cumhuriyeti ile kavga ettirmenin mantığı ne?

Şimdi küçük hilelerle Türk Milletini her iki değerinden birinden yana taraf olmaya, sonra da diğer taraf ile önce mücadele sonra da müdahale etmeye sürükleyen gücün maksadı ne?

Selçuklu dedem, Osmanlı babam, ben Türkiye’yim.

Ne gönlümde bir eksiklik olur, ne de hürmetimde bir kusur.

Eğrisi ile doğrusu ile kusuru ile başarısı ile bu tarih benim.

Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye de benim,

Çağdaşları ile belki ama ayrı zaman dilimlerinin aynı yiğitlerini kavga ettiremezsiniz.

Osmanlı ile Türkiye’yi savaştıramazsınız.

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ