$ DOLAR → Alış: 3,84 / Satış: 3,85
€ EURO → Alış: 4,51 / Satış: 4,52

HER ŞEYİ OLANLAR VE HİÇ BİR ŞEYİ OLMAYANLAR

Gülgün KESER
Gülgün KESER
  • 03.10.2017
  • 267 kez okundu
Paylaş

Biz buna bereket veya bereketsizlik diyoruz…
Bereket denilen kavram soyut bir kavramdır. Bununla beraber somut olan bir duruma etkisi vardır. Bereketli olmayı gene zihnen anlamak çok mümkün değildir. Büyüklerimizin bereketli olmak için bize sundukları da zihnin sarp kayalıklarında dağılıp gitmiştir zaten. Bereket kavramı aslında madde olarak bir artış değildir. Örneğin az bir yemeğin normalde yetmeyecek sayıda kişiye yetmesi gibi, burada yemek miktarı artmaz ancak yiyen kişiler az bir miktarla tatmin olurlar, doyarlar. Bu da o yemeğin bereketidir. Aynı şekilde para da böyledir. Yetmeyecek miktarda bir para, almak istediklerinize yetebilir, hatta artabilir. Peki bereketi ne arttırır, ne azaltır. Aslında bildiğimiz tahmin ettiğimiz şeylerdir. Kısaca yalan, tamah, yargılama, suçlama, kızgınlıklar, kaygılar, kendine ve karşısındakine güvensizlikler zihinden kaynaklanan bizim samimiyetimizi azaltan hatta yok eden durumlar. Daha üstün olma ya da görünme çabaları. Bunları böyle özetleyince hepimizin zaman zaman girdiği duygu durumları. Aslında bu duyguları zihnimizin (egomuzun) elinden alarak ruhen yaşayabilsek yaşadığımız duygu durumlarından yayılan bereketsizlik enerjisi bereket enerjisine döner. Nasıl olacak bu derseniz mahçup olma duygusunu ele alalım buradaki sır; Neyden, ne için mahçup olacaksınız? Bu soruların cevabını arayın. Bu soruya verdiğiniz cevap sizin egonuzun mahçubiyeti mi ?  yoksa ruhunuzun mahçupluğu mu? Duygunuzun asıl kaynağını fark etmenizi sağlar. Aynı soruları diğer duygu durumlarında da sorarsanız egonuzu fark edip egonun kontrolünden kurtulmanız için bir adım olabilir. Peki verdiğiniz cevap egonuza ait ise ne yapmak lazım. Burada da telkinler devreye girmeli. Örnek vermek gerekirse ticaret ile uğraşıyorsunuz bir satış yapmak üzeresiniz. Bu satışı yapmak üzere iken duygularınız size endişe, kaygı hissettirebilir. Neden? ne için? endişelendiğinizi sorgulayın. Egonun kaygısı ise telkin ile egonuzun elinden bu duyguyu almaya odaklanın. Başka bir durum da üstün olduğunuzu, işinizi çok iyi bildiğinizi göstermek arzusu. Gene sorularınızı sorun ne için üstün olmak istiyorsunuz, ya da neden? işinizi çok iyi bildiğinizi göstermek istiyorsunuz? Verdiğiniz cevap gene egonuzdan mı? değil mi? ortaya koyar. Bu duygular da gereğinden farklı konuşmalar yapmanıza, satışını yaptığınız işten fazla vaat de bulunmanıza, abartmanıza, sebep olur.
Kısaca hayatımıza devam etmek mutlu olmak için çok fazla maddesel şeye ihtiyacımız yoktur. Zihnimize bu bilgiyi yerleştirip sakin kalabilmeyi başarırsak zaten işimizde iyi isek ortaya çıkar. Yapacağımız satışın bereketini bize geri dönen tatmin duygusundan anlayabiliriz. Yoksa kazandığımız paralar veya çevre ya da arkadaşlar bizi ruhsal olarak tatmin etmediği gibi getirdiğinden daha fazlasını alır götürür. Bu durumda da cebimizde para, telefonumuzda yüzlerce kayıt, hatta alkışlar, lakin mutsuz, yalnız, hiç bir şeye sahip değilim fırtınalarına, ağlama krizlerinde bulabiliriz kendimizi. Taktığımız her şeye sahibim maskesi çoğu kez yana kaymıştır. Verdiği mesaj da hiç bir şeye sahip değilimdir. Özetlersek bereket ve bereketsizlik dışarıdan değil içeriden gelir veya gider. En çok da bencillik bu kavramı köreltir. Beklentiler de alır götürür dalganın kumdan kaleyi götürdüğü gibi…
Bir de bereketi arttıran her şeye sahibim duygusunu, coşkusunu size tattıran durumlar vardır. Hatta bu durumlar hiç olmadık kayıpların ardından gerçekleşir. Kaybetmiş iken nereden çıkar bu duygu? Kabulden çıkar tabii ki. Öyle sırlıdır ki bu durum aklınızda olmayan hayallerin kapısı bu duygunun hemen arkasındadır. Zihne kaymayın hemen ucu açık bir durumdur ne sadece mana ne  de sadece maddedir. Ne ulaşılması çok güç bir yerdedir ne de çok kolay bir yerdedir…
Gülgün Keser
Enerji & Yaşam koçu

Paylaş
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ